Connect with us

Sağlık

Dikkat! Virüs etin üzerinde yaşayabilir!

Koronavirüs salgını vatandaşlarda Kurban Bayramı için de endişeye neden oldu. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Güler Delibalta kurban kesim yerlerindeki kalabalığa karşı uyarılarda bulunarak, etin bulaştırıcılığı hakkında bilgi verdi.

Published

on

By

Kurban Bayramı’nda kurban kesim yerlerindeki kalabalığın korona virüs tehlikesini artırdığı ve kesim işleminin sağlık kuralları çerçevesinde yapılması gerektiği uzmanlarca belirtiliyor.

Seçilen kurbanlıkların sağlıklı olması, sağlıklı koşullarda profesyonel kişiler tarafından kesim yapılması da virüsten korunmak kadar önemlidir. Kalabalık ortamda etin kesildiği sırada virüsü taşıyan kişilerin konuşma, öksürme, hapşırma sırasında saçtığı damlacıklar etin üzerine gelirse, virüs etin üzerinde birkaç saat canlı kalabilir. Virüsün ete bulaşma riski uygun şartlarda pişirilerek azalabilir. Pişen ette virüs olmaz.

Kurbanın kesilmesi, etin pay edilmesi, taşınması, depolanması, pişirilmeye hazırlanması gibi işlemler sırasında el hijyenine de dikkat edilmesi gerekiyor.

Virüs bulaşmış ete dokunulduğunda elleri, sabunla yıkamadan ağzınıza, burnunuza ve gözünüze temas ettirirseniz bulaş riskini arttırıyor.

Kurban kesim ve pay işini yapan veya kalabalık ortamda bulunan-gezinen kişilerden birinin virüsü bulaştırıcı olabilmesi mümkün.

Yeni kesilen etler steril koşullarda muhafaza edilmeli

Eller, ete dokunduktan sonra su ve sabunla en az 20-30 saniye yıkanmadan ağız, burun ve göze temas ettirilmemeli. Kesim sırasında olabildiğince az sayıda kişi olmalıdır.

Maskelerin usulüne uygun olarak takılması ve sosyal mesafe kurallarını gözeterek işlemlerin gerçekleşmesi gerekir.

Yeni kesilen etlerin seri ve steril bir şekilde uygun koşullarda muhafaza edilmemesi, bulaşıcı hastalık riskini oldukça artırır. Uygunsuz ortamlarda hijyen kurallarına uymadan kesim yapılması, hayvanlarda görülen birçok bakteriyel, viral, paraziter ve mantar hastalıkları direk temas ile bulaşabilir.

Et ve et ürünleri bakterilerin çoğalmaları için son derece uygun bir ortam.

Bu gibi uygun ortamlarda bakteriler hızla ürerler ve tek bir bakteriden 7 saat içinde 2 milyon, 12 saat içinde bir milyar bakteri oluşabilir. Bu durum hafif bir bakteri yüküne sahip bir etin iyi muhafaza edilmediği takdirde bir gece sonra insan sağlığı açısından son derece riskli bir durum oluşturabilir.

Bu nedenle kesim, yüzüm ve eti parçalama işlemlerinin güneş görmeyen serin yerlerde, kesim sırasında kullanılan bıçak, satır gibi kesici aletlerin, kullanılan kapların ve kesim yapan kişilerin ellerinin temiz olması oldukça önemlidir.

En yaygın görülen belirtiler kusma, karın ağrısı ve ishaldir

Çeşitli nedenlerle bakteri taşıyan etlerin sindirim sistemine ulaşması mikroorganizmaya bağlı toksinler aracılığıyla gıda zehirlenmesi ve çeşitli enfeksiyon hastalıklarını beraberinde getirebilir.

Gıda zehirlenmesi genellikle hafif geçirilse de bazen ölümcül de olabilen yaygın bir hastalıktır. En yaygın görülen belirtiler ise kusma, karın ağrısı ve ishaldir. Sebebe bağlı olarak, belirtiler dâhilinde ateş ve üşüme, kanlı dışkılama, dehidrasyon (bedenin çok fazla sıvı kaybetmesi) kas ağrıları, halsizlik ve bitkinlik de sayılabilir.

Sağlık

Pet şişede bekleyen su tehlike saçıyor

Pet şişede bekleyen suyu tüketmenin zararlarını biliyor musunuz? Pet şişelerde beklemiş sularda kolera, salmonella gibi bakteriler, amip gibi parazitler, rotavirüs, Hepatit A ve E gibi virüsler bulaşabileceğini belirten Uzm. Dr. Bengisu Ay, “Hepsinin ortak bulgusu bulantı kusma ve ishaldir. Arabada uzun süre beklemiş su tekrar kullanılmamalı” dedi.

Published

on

By

Medipol Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümünden Uzm. Dr. Bengisu Ay, pet ve cam şişe kullanımlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Ay, plastik damacana ve su şişelerinde BPA (BisfenolA) adı verilen bir madde bulunduğuna dikkati çekerek, “Uzun süre güneş ışığına maruz kaldığında bu sulara karışan BPA hormonal bozukluklar, kanser, gelişme geriliği gibi sonuçlar doğurabilir” dedi.

Normalde tüm dezenfeksiyon ve filtreleme işlemlerinin yapıldığı bir sudan herhangi bir mikrobun bulaşmasının söz konusu olmadığını belirten Dr. Ay, şöyle devam etti:

Beklemiş sularda kolera, sigella, salmonella, aeromonas, lejyonella gibi bakteriler, giardia ve amip gibi parazitler, norwalk, rotavirüs, Hepatit A ve E gibi virüsler bulaşabilir. Hepsinin ortak bulgusu bulantı kusma ve ishaldir. Arabada uzun süre beklemiş suyun tekrar kullanılmaması gerekir. Beklemiş ve sonrasında soğutulup tüketilen sularda soğutma işleminde çoğu mikrop canlı kalabilir.

Dr. Ay, sokaktan alınan su şişelerinin dezenfekte edilmesi gerektiğine değinerek, şu tavsiyelerde bulundu:

Dışarıda tezgahlardan ve marketlerden alınan su şişelerini deterjanlı nemli bir bezle veya alkolle silebiliriz. Dezenfekte etmek için alkol veya çamaşır suyu yeterlidir, fakat dezenfektan maddelerin suya karışmamasına özen gösterilmelidir. Su şişelerini gün içinde buzdolabında ya da güneş görmeyen serin bir ortamda bekletmek gerekir. Pet şişelerin tekrar kullanımı uygun değildir, cam şişeler her kullanımda deterjan ile yıkanmak koşulu ile süresiz tekrar kullanılabilir.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Diş çürükleri koronavirüse yakalanma riskini artırıyor

Çürük dişin bağışıklık sistemini zayıflatabileceğini söyleyen Periodontoloji Uzmanı Dr. Begüm Alkan, “Ağızdaki bakteriler ağız boşluğunda sınırlı kalmayıp bütün vücudumuza yayılma eğilimindedir. Diş çürükleri bağışıklık sistemimizi zayıflatır. Ağız hastalıkları vücut direncini düşürdüğü için koronavirüs gibi ya da başka viral hastalıklara daha kolay yakalanmamızı sağlar” dedi.

Published

on

By

Tüm dünyada etkili olan ve hayatı durma noktasına getiren koronavirüs salgınında ağız ve diş hijyeninin aksatılmamasına yönelik öneme dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Begüm Alkan, diş çürüklerinin ve diğer ağız enfeksiyonlarının vücut direncini düşürerek, koronavirüse yakalanma riskini arttırdığını dile getirdi.

Sindirim sisteminin ağızda başladığını belirten Dr. Alkan, “Ağızdaki bütün bakteriler ağız boşluğunda sınırlı kalmayıp bütün vücudumuza yayılma eğilimindedir. Dolayısıyla diş çürükleri bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor. Ağız hastalıkları vücut direncini düşürdüğü için koronavirüs gibi ya da başka viral hastalıklara daha kolay yakalanmamızı sağlar” diye konuştu.

YETERSİZ DİŞ FIRÇALAMA DİŞ ÇÜRÜĞÜ NEDENİ

Diş çürüğünün ilk nedeninin yetersiz fırçalama olduğunu vurgulayan Dr. Alkan, “Kişiye özgü etmenler de vardır, diş minesinin genetik yapısı, tükürük içeriği de önemli bir faktördür. Özellikle pandemi sürecinde ağız hijyenine çok dikkat etmeliyiz. Günde iki kez dişlerimizi fırçalamayız. Diş fırçalamayı sadece gıda artıklarını uzaklaştırmak olarak düşünmemek gerekir, diş etine masaj yapıp kan dolaşımını artırmak da önceliğimiz olmalıdır” ifadelerini kullandı.

GARGARALAR ANTİBAKTERİYEL ETKİ GÖSTERİR

Diş ipi ve diş ara yüz fırçalarının kullanılmasını öneren Dr. Alkan, “Diş yapısına göre hekim tavsiyesiyle kullanılması gerekiyor. Ağızda bakteri sayısını düşürmesi için gargaralar antibakteriyel etki gösterir. Özellikle bu dönemde sabah dişleri fırçaladıktan sonra gargara yapmak önemlidir” dedi.

DİŞ ÇÜRÜĞÜ KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRABİLİR

Hem diş çürüğü hem diş eti enfeksiyonlarının kan dolaşımına karışarak bütün vücuda yayıldığını söyleyen Dr. Alkan, “Bakteriler özellikle kalbin hasarlı kapakçıklarına tutunup kalp krizi riskini artırabilir. Bağışıklık sistemini düşürdüğü için hastalıklara kolay yakalanmamızı sağlarlar. Diş çürüdüyse mutlaka diş doktoruna gitmek gerekiyor. O çürük dokunun tamamen temizlenip bölgenin sağlıklı hale getirilmesi lazım” diye konuştu.

6 AYDA BİR DİŞ FIRÇANIZI DEĞİŞTİRİN

Dr. Alkan, “6 ayda bir dişlerin kontrol edilmesinin uygun olduğunu düşünüyorum. Diş fırçasını da 6 ayda bir değiştirin çünkü uzun süre kullanılan fırça bakteri tutmaya başlar ve fırça kılları yıpranarak etkililiğini kaybeder. Bu süreçte güvendiğiniz diş doktorlarına ve üniversite hastanelerine gitmeye özen gösterin” ifadelerini kullandı.

AŞIRI ÇAY VE KAHVE TÜKETİMİNDEN KAÇININ

Asitli yiyecek ve içeceklerin diş minesini zayıflattığını belirten Dr. Begüm Alkan, “Böylece bakteriler daha kolay dişin içine girerek dokuyu harap eder. Onun için, hemen değil, ama bir süre sonra diş fırçalamayı ve öğün bitiminde peynir gibi bazik yiyecekler yiyerek ağız asiditesini dengelemeyi öneriyoruz. Kola, aşırı çay ve kahve tüketmeyin. Pandemi sürecinde kendinize ait diş fırçanız ve macununuz olsun çünkü çapraz enfeksiyon olabilir” dedi.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Bayramda tatlının yanında limonata ikram edin

Mersin İl Sağlık Müdürü Dr. Sinan Bahçacı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları uyararak, aşırı derecede et ve tatlı tüketiminin sağlık açısından riskli olduğuna dikkat çekti. “Bayramda aşırıya kaçmayın” diyen Bahçacı, tatlıların yanında da az şekerli limonata ikram edilmesini önerdi.

Published

on

By

İl Sağlık Müdürü Sinan Bahçacı, Kurban Bayramı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık açısından oluşturabileceği risklere ilişkin açıklama yaptı. Kurban Bayramı’nda ve takip eden birkaç hafta içinde aşırı derecede et ve tatlı tüketildiğine işaret eden Bahçacı, bunun sağlık açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Bahçacı, Covid-19’a karşı uyardı

Dini bayramların, tüm aile bireylerini bir araya toplayan, sevgi ve mutluluğun göstergesi olarak simgelenen geniş sofraların kurulduğu günler olduğunu dile getiren Bahçacı, “Maalesef Covid-19 salgınından dolayı bu bayram alışkanlıklarımıza ara vermemiz gerekiyor. Gerek kurban pazarlarında gerekse bayram günü mümkün olduğu kadar kalabalık ortam oluşturmaktan uzak durmalı, tedbiri elden bırakmamalıyız. Bayram vesilesi ile vakaların artmasının önüne geçmek için sevdiklerimizle telefonla bayramlaşmalı, illa bir arada olunacaksa mümkün olduğu kadar yakın temasta bulunmamaya özen göstermeliyiz” dedi.

“Bayramda aşırıya kaçmayın”

Bayramda yerken aşırıya kaçılmamasını tavsiye eden Bahçacı, hem et hem tatlı açısından mümkün olduğu kadar aşırı beslenmekten uzak durulmasını istedi. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriğinin daha yüksek olduğunun altını çizen Bahçacı, şöyle devam etti:

“Bu nedenle kalp-damar hastalığı, şeker ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve aşırıya kaçmamalıdır. Bunun dışında vatandaşlarımız aşırı beslenmekten uzak dursunlar. Mutlaka midelerinin bir kısmını boş bıraksınlar. Sıvı gıdaları özellikle tüketsinler. Eğer imkanları varsa hamur işi tatlılardan ziyade sütlü tatlıları tercih etsinler. Özellikle hanımlara sesleniyorum; tatlı ikram edeceklerse de yine sütlü tatlılar hazırlasınlar. Sütlü tatlıların çok daha az zararlı olduğunu düşünüyoruz.”

“Tatlının yanında taze limonla yapılmış az şekerli limonata ikram edin”

Özellikle Mersin ve Çukurova bölgesinde yapılan tatlıların şerbetinin aşırı derece yoğun olduğunu da kaydeden Bahçacı, tatlı yaparken şekerin azaltılması gerektiğini vurguladı. Böylece tüketimi çok daha kolay olan bir tatlı ortaya çıkacağını belirten Bahçacı, ayrıca şu önerilerde bulundu:

“Bayramda misafire tatlı ikram ederken yanında gazlı içecekler değil, taze limonla yapılmış az şekerli limonata ikram etsinler; çünkü limon tatlının etkisini biraz nötralize eder. Öte yandan, bayramda özellikle gece geç saatlerde yememeye çalışsınlar. Zaten mide çok dolu oluyor, bir de gece yenirse sağlık açısından daha büyük risk oluşturuyor. Bir de ikramı çevirmek kültürümüzde ayıp ama ikram edilen tatlının tamamını bitirmek yerine sadece bir tanesini yiyerek ikramlara cevap verebilirler.”

Vatandaşların sağlıklı ve huzurlu bir bayram geçirmeleri temennisinde bulunan Dr. Bahçacı, “Başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramını kutlar, hastalarımıza acil şifalar dilerim” dedi.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar