Connect with us

Sağlık

Havuzlarda enfeksiyondan korunmanın yolları

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emine Sönmez, yaz döneminde havuzda hem corona visüründen hem de diğer hastalıklardan korunmanın yollarını sıraladı.

Published

on

By

Yüzme havuzlarında enfeksiyon tehlikesine dikkat çekerek, bulaşıcı hastalıkların yüzde 80’inin kirli sudan kaynaklandığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emine Sönmez, “Covid-19 enfeksiyonu havuzdan geçmez, hasta kişiden damlacık enfeksiyonu ile geçer. Bu nedenle açık havuzlar tercih edilmeli; havuz ve etrafındaki ortak alanlarda belli mesafe korunmalı, ortak kullanılan alanlarda maske, mesafe, el yıkama tedbirleri alınmalıdır.” dedi.

Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine Sönmez, koronavirüs (covid-19) pandemi sürecinde yüzme havuzundan bulaşan enfeksiyonlara karşı özellikle dikkatli olunmasını tavsiye etti. Prof. Dr. Sönmez ayrıca; havuzlarda bulaşabilecek hastalıklardan korunmak için vatandaşlara tavsiyelerde bulundu.

HASTALIĞIN YÜZDE 80’İ KİRLİ SUDAN

Prof. Dr. Sönmez, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ), bulaşıcı hastalıkların yüzde 80´e yakınının kirli sulardan kaynaklandığını ve dünyada yılda 5-10 milyon insan mikroplarla kontamine(kirli) olmuş suların tüketimi ile hayatını kaybettiğine ilişkin rapordan detaylar paylaşarak, ”Yüzme havuzu sularının kirliliğine bağlı olarakta bakteri, virüs, mantar, protozoon, parazit gibi çeşitli patojen etkenlere bağlı olarak enfeksiyon hastalıkları meydana gelmekte ve bunların bir kısmı ciddi seyretmektedir.” dedi.

HER TÜRLÜ HASTALIĞA DAVETİYE ÇIKARIYOR

Bireylerin; yüzme havuzları, deniz, plajlar, şezlonglar, havuz çevresi, duşlar, soyunma kabinleri, tuvaletler gibi ortak kullanım alanlarında temizlik, dezenfeksiyon ve hijyen kurallarına uymadığı zaman pek çok hastalığa davetiye çıkardığına dikkat çeken Sönmez, ”Sindirim sistemi enfeksiyonları (ishaller, paraziter hastalıklar), tifo, idrar yolu enfeksiyonları, cilt enfeksiyonları (mantar ve bakteri enfeksiyonları), göz ve kulak enfeksiyonları, sinüzitler, Hepatit A ve Hepatit E virüsüne bağlı sarılıklar, genital mantar enfeksiyonları, bazı amip türlerine bağlı olarak menenjitler-ensefalitler vb çeşitli bulaşıcı hastalıklar meydana gelmektedir.” diye konuştu.

KLOR SEVİYESİNE DİKKAT EDİN!

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sönmez, yüzme havuzlarında suyun temizliği, havuz çevresi, duş ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarının temizliğinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, ”Havuzda normal klor seviyesi 0.8 mg./lt. düzeyinde olmalıdır ve çok iyi çalışan bir filtreleme sistemi bulunmalıdır. Havuzun güvenli olarak kullanılabilmesi için pH ve alkalinite testleri de yapılır. Havuz suyu için ideal pH, hafif bazik olup 7.2 – 7.6 arasındadır. Bu değerler; insan derisi için en uygun olup bunun altında veya üzerindeki pH oranları, deride tahrişe bağlı lezyonlar meydana getirir.” bilgilerini aktardı.

ENFEKSİYONDAN KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?

Prof. Dr. Sönmez ayrıca; havuzlarda bulaşabilecek hastalıklardan korunmak için vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu:

“*Dezenfeksiyon, temizlik, filtreleme ve su sirkülasyonunun doğru yapıldığı ve denetlendiği havuzlar tercih edilmelidir.

*Çocuklar ve erişkinler için hepatit A aşısı yaptırılmalıdır.

*Çocuk ve erişkin havuzları ayrı olmalıdır.

*Bezli çocuklar, çocuk havuzuna temiz bezle sokulmalıdır.

*Çocuklara havuzu kullanma, tuvalet kullanma eğitimi verilmelidir.

*Evcil hayvanlar insanların girdiği havuza alınmamalıdır.

*Şezlonglarda temiz havlu kullanılmalı, ortak havlu, terlik, tarak vb. kullanılmamalıdır.

*Şezlong havlusu, duş havlusu ayrı olmalıdır.

*Havuza girmeden önce ve sonra duş alınmalıdır.

*Havuza girmeden ayaklar dezenfekte edilmelidir.

*Havuza girerken kulak tıkacı, deniz gözlüğü, bone kullanılmalı; suya atlarken burun kapatılmalıdır.

*Havuz suyu yutulmamalıdır.

*Ciltte yara, sıyrık vb varsa bu lezyonlar su geçirmez bantla kapatılarak yüzülmelidir.

*İshal şikâyeti olanlar havuza girmemelidir.

*Deri, saç, ayak vb. mantar enfeksiyonları ve ciltte diğer döküntülü lezyonlar varsa havuza girmemelidir.

*Uyuz, bit vb ektoparazit taşıyan kişiler tedavi edilmeden havuza girmemelidir.

*Ateşli bir hastalığı olanlar havuza girmemelidir.

*Uzun süre havuzda kalınmamalıdır.

*Islak mayo ile kalınmamalıdır, kurusu ile değiştirilmelidir.

*Havuzda ve ortak kullanım alanlarında yemek yenilmemeli, sigara içilmemelidir.

*Eller sık sık sabunla yıkanmalıdır.

*Enfeksiyon ve diğer hastalıkları olanlar, hekim kontrolünde olmalı; tedavileri bittikten sonra hekimlerine danışarak havuz kullanmalıdır.

Pandemi yapan Covid-19 enfeksiyonu havuzdan geçmez, hasta kişiden damlacık enfeksiyonu ile geçer. Bu nedenle açık havuzlar tercih edilmeli; havuz ve etrafındaki ortak alanlarda belli mesafe korunmalı, ortak kullanılan alanlarda maske, mesafe, el yıkama tedbirleri alınmalıdır.”

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Regl hakkında doğru bilinen 10 yanlış

Pepapp, regl öncesi ve sırasında meydana gelen değişimleri araştırdı ve bu dönemle ilgili doğru bilinen 10 yanlışı sıraladı.

Published

on

By

Pepapp, regl öncesi ve sırasında meydana gelen değişimleri araştırdı ve bu dönemle ilgili doğru bilinen 10 yanlışı sıraladı.

Kadınların regl, ovülasyon ve doğurganlık dönemlerini takip edip, kadınların yanında olan dijital asistan “Pepapp” bu noktada, regl döneminde şunları asla yapma diyen listelere ve önerilere bir güncelleme getirdi.

Kadınların her döneminde onlara destek olmayı, günlerine renk katmayı, motivasyonunu artırmayı amaçlayan ve bunun için de eğlenceli ve bilgilendirici tavsiyeleriyle her an kadınların yanında olan Pepapp, regl öncesi ve sırasında meydana gelen değişimleri araştırdı ve bu dönemle ilgili doğru bilinen 10 yanlışı kadınlarla paylaştı.

Pepapp’ın tavsiyeleri şöyle:

TATLI YEME, KİLO ALDIRIR

“Bu dönemde özellikle magnezyum eksikliğinden kaynaklı ufak çapta tatlı krizleri yaşayabilirsin. Tabii ki meyve yemek her zaman sağlıklı bir tercih ama canın istiyorsa bazı hafif tatlılardan da birkaç kaşık ve ısırık alabilirsin. Mesela bir porsiyon sütlü tatlı ya da 4 parça acılığı azaltılmış bitter çikolata gibi.

DUŞ ALMAK SAKINCALI

Duş almak sana her zaman kendini iyi hissettirir. Hem regl esnasında oluşabilecek birikintileri dolayısıyla bakterileri de temizlemiş olursun. Ferahlar ve canlanırsın. Burada dikkat etmen gereken konular vajinanın içini yıkamamak ve küvet yerine duşu tercih etmek. Çünkü vajina kendi kendini temizler ve küvette zararlı bakterilerle temas halinde olabilirsin.

Gerekli tedbirleri aldıktan sonra, beyaz renk içinde kendini iyi hissediyorsan pekala giyebilirsin. Hem belki bu durum moralini de yükseltir. Önemli olan rahatlığın, akıntının miktarına göre pedini veya tamponunu düzenli değiştirebilecek pozisyonda olman. Yani önemli olan senin kendini güvende hissetmen.

Regl döneminde hafif egzersizler yapmak, kramplarının hafiflemesini sağlar. Halsiz moddan çıkıp, enerjik hissedersin. Şişkinliklerin indiği gibi, kilo almadığın için de moralin bozulmaz. Çok yorucu olmayan, hafif ve etkili egzersizleri tercih etmelisin. Kısa yürüyüşler, düşük ağırlıkta fitness, regl yogası, pilates gibi.

DENİZE GİRME

Regl olan biri de denizin tadını çıkarabilir, kulaçlarca yüzebilir. Tampon bu konuda sana fazlasıyla yardımcı olur. Eğer görüntü açısından senin için bir sorun yoksa pedle de denize girebilirsin. Islak mayoyla oturmadıkça ve denizden sonra kuruluğuna ve hijyenine (Denizden çıktıktan sonra tamponunu ve pedini mutlaka değiştirmelisin) dikkat etmen şartıyla tabii.

TAMPONU TERCİH ETME

Tampon da en az ped kadar hijyenik ve kullanışlı bir tercihtir. Sünger gibi sıvıyı emer; doğru yerleştirildiği müddetçe sızıntının, kokunun, kötü görünümün önüne geçer. Duşta, denizde, sporda kullanabilirsin. 4-5 saatte bir değiştirmeye, alerjik olmayan bir tampon çeşidi seçmeye özen göstermelisin. Tampon kullanmak, onu ne kadar rahat kullanabildiğin ile alakalı.

BİTKİ ÇAYLARI VE SICAK SU TORBASI İŞE YARAMAZ

Hem bazı bitki çayları hem de sıcak su torbaları regl döneminde oldukça etkilidir. Mesela papatya çayı kasları gevşetir ve rahatlatır. Melisa çayı uykusuzluk ve gerginliğe iyi gelir. Sıcak su torbası ise kan dolaşımını bölgesel olarak arttırdığı için rahatlama sağlar. Yani her iki uygulama da işe yarar.

Kendini fazla yormadığın, ağır sporlar yapmadığın müddetçe hareket etmemen için bir sebep yok. Hatta hareket etmek bedenine ve psikolojine iyi gelebilir de. Eğer kendinde o enerjiyi hissediyorsan. Mesela açık havada kısa yürüyüşler yapabilir, hafif tempoda dans edebilirsin. Ama demir ve C vitamini takviyesini aksatmamalısın.

AĞRI KESİCİ KULLANMA

Ağrıların çok şiddetliyse regl döneminde ağrı kesici kullanmanın zararı yok. Neticede senin kendini huzurlu hissetmen daha önemli. Özellikle regl başlamadan önce ya da reglin ilk günü ağrı kesici almak oldukça etkili olabilir. Kanamayı azaltsa da bunun vücuda olumsuz etkisi olmaz. Öylesine bir ağrı kesici değil ama, doktorunun önerdiği ağrı kesici!”

Okumaya Devam Et

Sağlık

Britanyalı nörologlardan kritik uyarı: Kovid-19’u hafif atlatan kişilerde bile ciddi beyin hasarları oluşabilir

Britanyalı nörologlar koronavirüsü hafif atlatan ya da iyileşmekte olan Kovid-19 hastalarının yaşayabileceği muhtemel beyin hasarına yönelik uyarıda bulunuyor

Published

on

By

Britanyalı uzmanlar Kovid-19’u hafif atlatan ya da iyileşmekte olan hastaların, koronavirüsün tetiklediği ciddi veya muhtemel beyin rahatsızlıkları yaşamasının gözden kaçıyor olabileceği konusunda uyarıyor.

The Guardian’ın haberine göre, nörologlar Çarşamba 40’tan fazla Kovid-19 hastasının sağlık durumlarına dair detayları paylaştı. Hastaların maruz kaldığı komplikasyonlar arasında iltihap, deliryum, sinir hasarı ve inme yer alıyor. Bazı durumlarda nörolojik sorunlar hastanın birincil veya ana belirtisi konumunda bulunuyor.

Brain isimli bilimsel yayında yayımlanan vakalara dair bilgiler, Britanya’da akut dissemine ensefalomiyelit (Adem) diye bilinen sağlık durumunda artış yaşandığını ortaya koyuyor.

University College London’daki (UCL) Nöroloji Enstitüsü, pandemiden önce ayda bir görülen Adem vakalarının Nisan ve Mayıs’ta haftada ikiye veya üçe yükseldiğini belirtiyor. 59 yaşındaki bir kadın bahsi geçen komplikasyon nedeniyle hayatını kaybetti.

Yapılan çalışmada 12 hastanın merkezi sinir sisteminde iltihap meydana geldiği, 10 hastada deliryum veya psikoz yaşandığı, 8 hastanın inmeye maruz kaldığı, 8 hastanın da çoğunda Guillain-Barre sendromu teşhis edildiği ve çevresel sinir sisteminde sıkıntılar yaşadığı ifade edildi. Bu sendromun görüldüğü vakaların yüzde 5’i ölümle sonuçlanıyor.

Çalışmada yer alan Michael Zandi, “Kovid-19’un daha önce başka virüslerde görmediğimiz şekilde beyni etkilediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Bahsi geçen vakaların Kovid-19’un uzun süreli etkileri açısından endişeleri artırdığı belirtildi. Vakaların bazı hastalar virüsten arınsa dahi nefes alma zorluğuna, hafıza problemlerine ve uyuşukluğa neden olabileceği ifade ediliyor.

Hazırlanan yeni makalede daha önce psikiyatrik bir hastalığı bulunmayan 55 yaşındaki bir kadının hastaneden taburcu edilmesinin ardından bir süre sonra tuhaf davranmaya başladığının saptandığı belirtiliyor.

Kadının ceketini tekrar tekrar giyip çıkardığı, halüsinasyon görerek evinde maymun ve aslan gördüğünü söylediği aktarıldı. Bahsi geçen kişi tekrar hastaneye kaldırıldı ve antipsikotik ilaç tedavisine başladı.

47 yaşında bir başka kadının da öksürük ve ateşinin çıkmasından bir hafta sonra baş ağrısı ve sağ elinde uyuşmadan şikayetçi olduğu belirtildi. Durumu daha sonra kötüleşen kadının beyin operasyonu geçirmesi gerekti.

Doktorlar bu tip vakalara yönelik hastaların daha sıkı tetkik edilmesi gerekebileceği yönünde uyarıda bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Koronavirüse karşı çocuklar için özel öneriler

Dünyayı etkisine alan Covid-19 salgının yaşlılar üzerinde olduğu kadar çocuklar ve gençler üzerinde de farklı etkileri olabiliyor. Peki, yeni korona virüsü çocuklar üzerinde ne kadar etkili? Onları korumak için dikkat edilmesi gereken hijyen kuralları neler? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Armağan Oğuz anlatıyor…

Published

on

By

Yeni koronavirüsün bebek ve çocuklara bulaşma riski nedeniyle anne babaların tedirgin ediyor. Bu nedenle maske, sosyal mesafe ve temizlik kurallarını büyük bir titizlikle uygulamaya çalışıyorlar. Peki, yeni coronavirüs çocukları nasıl etkiliyor ve anne babaların nelere dikkat etmesi gerekiyor?

Özellikle bir yaşına kadar bebeklerin bağışıklık sistemlerinin yeterince güçlenmediğine dikkat çeken Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Armağan Oğuz, bebeklerin bu süreçte çevredeki kişilerle temasının sınırlandırılması gerektiğine vurgu yaparak, daha büyük yaş gurubundaki çocuklar konusunda dikkat edilecekleri şöyle ifade ediyor; “Özellikle oyun çağındaki çocuklara bu süreci olabildiğince oyunmuş gibi aktarmak ve ev sürecinde keyifli aktivitelerle vakit geçirmek gerekiyor. Evde ortak alanlarda çocukların birbiriyle olan mesafesini kısıtlamak gerek.

Yeni koronavirüs bulaşan çocuklar, genel olarak enfeksiyondan kaynaklanan çok yoğun sorun yaşamıyorlar fakat taşıyıcı olabiliyorlar. Kronik bir rahatsızlığı olmayan çocuklar yeni korona virüs enfeksiyonunu grip gibi geçiriyorlar. Ama kronik rahatsızlığı olan çocuklar, bu enfeksiyonu daha ağır geçirebilecekleri için sorunu olan çocukları için çok daha dikkatli olunması gerekiyor. Çocukların beslenmeleri de bu süreçte çok büyük önem taşıyor. Güneş ışığı ile temaslarının azaldığı izolasyon döneminde çocuklara D vitamini takviyesi yapılması önemli. D vitamini için çocukları, yaz güneşinden öğle saatleri hariç faydalandırın. Tekrar vaka sayılarında artış yaşanacak olursa, eskiden uygulanan sıkı önlemler gündeme gelebilir. Bu döneme denk gelecek rutin aşılamalar için, ailelerin doktorları ile temasa geçmesi, aşı takvimine karar vermeleri önemli”

Sürekli kolonya kullanmayın!

Bulaşma riskinde en önemli organlar, eller. Elleri bol sabun ve su ile 25 derece üzeri sıcaklıkta, en az 20 saniye yıkamanın önemine vurgu yapan Dr. Armağan Oğuz “Çocuklar evin içinde olduğu için temiz kalmaları için sürekli kolonya kullanılmasına gerek yok. Ev içerisinde kalan çocuğa sürekli dezenfektan ve kolonya kullanımı gerekli değil. Ama çocuklar dış ortama çıktıklarında mutlaka ailelerin yanında dezenfektan bulunmalı. 2 yaşından büyük çocuklar, anne babaların gözetiminde olmak kaydıyla maske ile dış ortama çıkmalılar. Eğer anne-babalar işe gidip geliyorlarsa, eve geldiklerinde kişisel temizliklerini yaptıktan sonra çocuklarıyla temas kurmalılar.” dedi.

Pencerelerinizi açın

Ev ortamının havalandırılmasının önemine de vurgu yapan Dr. Oğuz “Evin havalandırılması doğal yollarla yapılmalı. Pencereyi açıp, içeri taze hava girmesini sağlayabilirsiniz. Mümkünse klimadan uzak durulmalı. Zira virüs klima filtrelerine yerleşebilir ve ortama yayılabilir. Pencere açmak, taze hava dışında, evin güneşlenmesini da sağlar. Güneş ışığından faydalanmak çok önemli. Zira UV de en koruyucu yöntemlerden. Araştırmalar, güneş ışığının ortamdaki virüsü öldürmede etkili olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Beslenmesine özen gösterin

Çocuklarda bağışıklığın güçlü olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Armağan Oğuz, beslenmesinde onların bağışıklığını destekleyecek besinlerin tercih edilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Çocukların beslenmesinde 4 temel gruptan yiyecekler olmasına özen gösterilmeli. Süt ve süt ürünleri, protein içeren et, sebze ve meyveler gün içerinde yeteri kadar verilmeli. Özellikle C vitamini açısından avakado, kivi ve yeşil biber gibi besinler tüketilmeli. Çocukların yeterli su alması da çok önemli”

Yeni doğanlarda dördüncü gün kontrolü önemli

Hamilelere ve yeni anne olanlara dair de önerilerde bulunan Dr. Armağan Oğuz “Covid-19’un hamilelik döneminde anneden bebeğe geçtiğine dair bir araştırma sonucu bulunmuyor.Anne adayları bu dönemde bağışıklıklarının güçlü olması için beslenmelerine dikkat etmeliler. Araştırmalar, emziren anneden bebeğe geçtiği göstermiyor. Yani hamilelik ya da emzirme döneminde de bebeğe bulaşma riski yok!” açıklamasını yaptı. Yeni doğanlar için ilk muayenenin önemine de vurgu yapan Oğuz sözlerine şunları ekledi: “Bebeğin ilk muayeneye gelmesi, 4. ve 15. gün önemli. 4. gün de bir problem yoksa şartlara göre muayene aralıklarını 1. aya kadar çekebiliriz. İçinde bulunduğumuz olağanüstü şartlar göz önünde bulundurulacak olursa, bebekler bu süreçte ne kadar az dışarı çıkarlarsa o kadar iyi. Çocukların ise aşıları bir süreliğine ertelenebilir. Bu süreyi ebeveynler doktorları ile iletişim halinde kalarak kararlaştırabilirler.”

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar