Connect with us

Gündem

Hesabı ödememek için denize atladı

Published

on

By

Kuşadası’nda gittiği bir lüks restoranda hesaba itiraz eden ve ödemek istemeyen müşteri Kuşadası’nı ayağa kaldırdı. Garsonlarla tartışan sinirli müşteri, daha sonra denize atladı ve Kuşadası Körfezi’nden Sisam adasına doğru yüzmeye başladı. Polisin haber vermesiyle olay yerine gelen sahil güvenlik ekipleri ortalığı ayağa kaldıran vatandaşı gözaltına aldı.

Edinilen bilgiye göre, Kuşadası Limanı girişindeki bir balıkçı restoranına giden ve isminin Fatih olduğunu söyleyen bir kişi tek başına masaya oturarak kendine ziyafet çekti.

DENİZE ATLAYIP YÜZMEYE BAŞLADI

Yemeğin ardından hesabı isteyen müşteri, 330 TL hesap gelince önce garsonlar ve ardından da restoran yetkilileri ile tartışmaya başladı. Hesabı yüksek bulan müşteri, restorandaki çalışanlar ve diğer müşterilerin şaşkın bakışları arasında kendini denize attı ve Kuşadası Körfezi’nden Sisam adasına doğru yüzmeye başladı.

GÖZALTINA ALINDI

Restoran yetkililerin polise ve sahil güvenlik ekiplerine haber vermesiyle olay yerine güvenlik ekipleri geldi. Kuşadası Körfezi’nde yaklaşık 2 mil yüzen vatandaş; karadan polis, denizden de sahil güvenlik ekiplerine zor anlar yaşattı.

Uzun uğraşlar sonucu ikna edilen Fatih isimli vatandaş, gözaltına alınarak, sahil güvenlik botuyla Kuşadası Setur Marina’ya getirildi. Kıyıya çıkarılan ve ifadesi alınan söz konusu kişi, daha sonra restoran yetkililerinin şikayetçi olmaması üzerine serbest bırakıldı.

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Koronavirüs: AB’nin ‘güvenli ülkeler’ listesinde Türkiye yine yok

Koronavirüs: AB’nin ‘güvenli ülkeler’ listesinde Türkiye yine yok

Published

on

By

Avrupa Birliği (AB), her 15 günde bir yenilenen “güvenli ülkeler listesinde” Türkiye’ye yine yer vermedi.

Türkiye hala, “zorunlu haller dışında gidilmemesi gereken ülkeleri” simgeleyen turuncu listede yer alıyor.

Avrupa makamları, tatil ya da aile ziyaretinin zorunluluk olmadığına işaret ederek, bu nedenlerle Türkiye’ye gidilmemesi uyarısında bulunuyor.

Başta Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, Türkiye’den dönenlere 14 günlük zorunlu karantina uyguluyor.

AB tarafından 1 Temmuz’da açıklanan güvenli ülkeler listesinde, vaka sayılarının yüksek olduğu gerekçesiyle Türkiye yer almamıştı. Koronavirüs vaka sayısı 100 bin kişide 16 ve aşağısı olan ülkeleri güvenli sayan AB, Türkiye’de bu rakamın 23,5 olduğunu bildirmişti.

Brüksel yönetimi, vaka sayılarının azalması durumunda 15 Temmuz’da yapılacak güncellemede, Türkiye’nin güvenli ülkeler arasına alınabileceğini açıklamıştı.

Ancak son yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’de koronavirüs vakalarının hala 100 bin kişi başına 20 civarında olduğu belirtildi. Bu nedenle de Türkiye, zorunlu haller dışında gidilmemesi gereken ülkeler arasında yer aldı.

Türkiye gibi turuncu listede yer alan ülkelere seyahat edenler, dönüşlerinde 14 günlük zorunlu karantina uygulamasına tabi tutulacak. Avrupa’daki sigorta şirketleri de, zorunlu haller dışında gidilmemesi istenen ülkeleri, güvence kapsamından çıkardı.

Türkiye’den dönüşlerinde 2 hafta karantinaya tabi tutulanlar, bu süreyi yıllık izinlerinden düşemeyecek. Bunun da, çalıştıkları iş yerleri ile zorun yaşamalarına neden olacağı belirtiliyor.

AB, 1 Temmuz’da güvenli ülke ilan ettiği Sırbistan ve Karadağ’ı da, son dönemde koronavirüs vakası sayılarındaki artış nedeniyle yeniden turuncu listeye aldı.

AB üyesi Bulgaristan da, vaka sayılarının hızla arttığı gerekçesiyle Avusturya ve Hollanda tarafından turuncu listeye alındı. Turuncu listedeki ülkelerden dönenler, 14 gün karantinaya alınacak.

Kara yoluyla anavatanlarına giden Avrupa’daki Türkiye kökenli göçmenlerin yolu üzerinde bulunan Bulgaristan ve Sırbistan’ın karantina kapsamına alınmasının, dönüş yolunda sıkıntı yaratabileceği belirtiliyor.

Avusturya hükumeti, Bulgaristan, Romanya ve Moldovya’dan gelenlere zorunlu karantina uygulayacak. Bu ülkelerden transit geçiş yapanlar ise, son 48 saat içinde yaptırdıkların testin sonuçlarının negatif olduğunu gösteren raporu Avusturya makamlarına iletmeleri durumunda karantinadan muaf tutulacaklar.

Ancak, Türkiye’de test yaptırıp yola çıkan kişilerin, gümrük kapılarındaki yığılma ve yol boyunca yaşanacak olası aksaklıklar nedeniyle 48 saatlik süreyi aşabilecekleri, bu durumda da, 14 gün zorunlu karantinaya tabi tutulacakları belirtiliyor.

‘Fas’a da gitmeyin’ uyarısı

Türkiye gibi Avrupa’ya çok sayıda göçmen gönderen ülkelerden biri olan Fas ise, AB’nin güvenli ülkeler listesinde yer aldı.

Ancak, Avrupa’daki hükümetler, Faslı göçmenlere, “bu yaz ülkenize gitmeyin” çağrısı yapıyor.

Avrupa – Akdeniz Göç ve Kalkınma Merkezi’ne (EMCEMO) göre, Fas’taki koronavirüs vakalarına ilişkin rakamlar yeterince şeffaf değil.

Zorunlu korona testinin neredeyse imkansız ve çok pahalı olduğunu belirten merkeze göre, Fas’ta hala birçok şehir salgın nedeniyle kilit altında.

EMCEMO, böyle bir ortamda Fas’a gitmenin büyük bir macera olduğunu ve zorunlu olmadıkça gidilmemesi gerektiğini bildirdi.

AB, güvenli ülkeler listesini 1 Ağustos’ta yeniden güncelleyecek.

Okumaya Devam Et

Gündem

NASA açıkladı: Artık 13 burç var!

NASA, eksenel devinim olgusundan dolayı burçları oluşturan takımyıldızlarının 3 bin yıl öncesine göre farklı konumda olduğunu belirterek burç sayısının 12 değil de 13 olduğunu açıkladı. Ortaya çıkan yeni burç ise “yılan” olarak kayıtlara geçti.

Published

on

By

NASA, eksenel devinim olgusundan dolayı burçları oluşturan takımyıldızlarının 3 bin yıl öncesine göre farklı konumda olduğunu belirterek burç sayısının 12 değil de 13 olduğunu açıkladı. Ortaya çıkan yeni burç ise “yılan” olarak kayıtlara geçti.

Sabah Gazetesi’nin haberine göre;  NASA, astrolojide tartışılan “burçlar değişti” iddiasını doğruladı. Eksenel devinim olgusundan dolayı burçları oluşturan takımyıldızlarının 3 bin yıl öncesine göre farklı konumda olduğunu belirten NASA, 12 değil, 13 adet burç olması gerektiğini açıkladı. Buna göre 13 burç olması gerektiği, burçlardan birinin ‘yılan’ olduğu belirtildi.

NASA’nın iddiasına göre burçların tarihleri şu şekilde oluştu:

KOÇ: 18 Nisan – 13 Mayıs

BOĞA: 13 Mayıs – 21 Haziran

İKİZLER: 21 Haziran – 20 Temmuz

YENGEÇ: 20 Temmuz – 10 Ağustos

ASLAN: 10 Ağustos – 16 Eylül

BAŞAK: 16 Eylül – 30 Ekim

TERAZİ: 30 Ekim – 23 Kasım

AKREP: 23 Kasım – 29 Kasım

YILAN: 29 Kasım – 17 Aralık

YAY: 17 Aralık – 20 Ocak

OĞLAK: 20 Ocak – 16 Şubat

KOVA: 16 Şubat – 11 Mart

BALIK: 11 Mart – 18 Nisan

Teyit.org ise ilgili haberin doğruyu yansıtmadığını öne sürdü. Site, “NASA’nın açıklamaları arasında ‘burç değişikliği’ yer almıyor” açıklamasında bulundu.

İDDİA: NASA, Dünya’nın yörüngesel salınımı değiştiği için burçların tarihlerinin değiştiğini açıkladı.

YANLIŞ!: Sabah, Yeni Alanya, Süper Haber, İnternet Haber ve Karar Gazetesi‘nde 4 Ağustos 2019’da yer alan bir habere göre NASA burçların tarihlerinin değiştiğini açıkladı.

Ancak Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dünya’nın yörüngesel salınımının değiştiğini açıklasa da burçlara yönelik herhangi bir açıklama yapmadı. Burçların değişip değişmediğine ilişkin ise astroloji dünyasında bir görüş birliği yok.

NASA’nın burçların değiştiğine dair açıklama yapmasına ilişkin iddia, hem ulusal hem de uluslararası basında geniş yankı buldu. Sabah Gazetesi’nin internet sitesinde “Burçlar değişti” bağlığıyla yer alan haberde “NASA, Dünya’nın yörüngesel salınımı değiştiği için burçların tarihlerinin de değiştiğini açıkladı. Örnek vermek gerekirse; 23 Temmuz-22 Ağustos arası doğanlar artık Aslan değil Yengeç Burcu!” ifadeleri kullanıldı.

İddia, NASA’nın çocuklara yönelik blogu “SpacePlace”te yayınlanan yazıya dayanıyordu. İddialara konu olan yazı, aslında uzun zamandır yayında. Ancak yazının 13 Ocak 2016’da güncellenmesiyle burçların değiştiği tartışması alevlendi.

NASA’nın tartışmalara konu olan yazısında, Dünya’nın yörüngesel salınımının değişmesinin astroloji ile ilişkisi adım adım anlatılıyor. ‘Astroloji Bilim Değildir’ başlığıyla başlayan yazı, NASA’nın astronomi bilimi üzerine çalıştığını, astrolojinin ise bir bilim olmadığını ve bilim insanlarının pek çok ışık yılı uzaklıktaki yıldızların, insanların günlük hayatları üzerinde bir etkisi olmadığını ifade ettiklerini anlatıyor.

Yazının devamında takımyıldızları ve burçların ilişkisi aşağıdaki gibi ifade ediliyor:

“Takımyıldızlarını, bir grup yıldız oluşturuyor. Bu yıldızlar, noktaların birleştirildiği yapbozlardaki gibi birleştirildiğinde ise, biraz hayal gücünün de yardımıyla hayvan ya da insanlara benzetilebilir. Ancak bu yıldızların gökyüzünde oluşturduğu desenler, onların birbirine bağlı olduğu anlamına gelmez. Çünkü birbirine yakın görünen yıldızların arasındaki mesafe, aslında hayal edilemeyecek kadar fazla. Takım yıldızlarının gökyüzüne yansıyan biçim ve pozisyonları ise çok yavaş değişir. Bir insanın ömründe böylesi bir değişikliğe rastlaması epey zordur.”

Zodyak ve Babil takvimi 

Yıldızları gözetlemenin tarihi epey uzun, 3000 yıl önce yaşayan Babillilere kadar dayanıyor. Babilliler, 12 eşit parçaya böldükleri Zodyak’ın her bir parçası için bir yıldız takımı belirledi. Dünya Güneş’in etrafında döndüğü sürece 12 parçadan birini aydınlattığı ve zaten 12 aya dayanan bir takvimleri olduğundan, Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketinin her bir parçası, Babil takviminde bir aya denk geliyor.

Babillerin burçları icat ettiği günden bu yana 3000 yıl geçti. Bu süre içinde takım yıldızlarının konumları değişti, çünkü Kuzey Kutbu, yani Dünya’nın ekseni aynı yöne bakmıyor. Yani evet, muhtemelen şimdiye dek bilinen burçlar Babillilerden bu yana değişti. Çünkü takım yıldızlarının Dünya’ya olan konumu değişti.

Ancak NASA, burçları kendilerinin değiştirdiği yönündeki iddialara, yazının sonunda şöyle yanıt veriyor: “Burçları biz değiştirmedik, sadece hesaplama yaptık.”

Pek çok haber sitesi burçların yeni tarihlerini yayınlasa da, NASA’nın hesaplamasının astroloji dünyasına etkisine, yeni burçların geçerliliğine ilişkin bir görüş birliği yok.

Öte yandan Benzer bir tartışma, 2011’de de gündeme gelmişti.

Okumaya Devam Et

Gündem

Ayasofya kararının ardından Alevi dernekleri de Hacı Bektaş Veli Müzesi’nin kendilerine devrini talep edecek

Danıştay’ın Ayasofya kararının emsal oluşturduğunu düşünen Alevi dernekleri, daha önce de dillendirdikleri Hacı Bektaş Veli Müzesi’nin kendilerine iade edilmesi talebini gelecek ay yapılacak olan Hacı Bektaş’ı anma töreninde bir kez daha gündeme taşıyacak.

Published

on

By

Nevşehir’in Hacı Bektaş İlçesi’nde bulunan Hacı Bektaş Veli Dergahı yüzyıllar boyunca Alevi–Bektaşilerin inanç merkezi oldu.

30 Kasım 1925 tarihinde yürürlüğe giren Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına dair yasa ile Hacı Bektaş Veli Dergahı da kapatıldı.

Dergah, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmasının ardından 16 Ağustos 1964 tarihinde müze olarak ziyarete açıldı.

Dergah statüsünden çıkmasına karşın Alevi ve Bektaşiler, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu alanı ziyaretlerini sürdürmeye devam etti.

Ayrıca her yıl 16 ve 18 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri’ne Türkiye ve çevre ülkelerden on binlerce insan katılmakta.

“Danıştay’ın Ayasofya kararının emsal olacağı düşüncesindeyiz”

Alevi–Bektaşi dernekleri yıllardan beri müzenin kendilerine devrini istiyordu.

Son olarak Danıştay’ın 1934 verilen Ayasofya’nın müze yapılması kararını iptal etmesinin ardından cami statüsüyle Diyanet’e devredilerek ibadete açılması kararının ardından bir değerlendirme yapan Alevi dernekleri, Hacı Bektaş Müzesi’nin kendilerine devri talebini daha yüksek dillendirme kararı aldılar.

Konuyla ilgili Independent Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, bu taleplerinin yeni olmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Hacı Bektaş başta olmak üzere Karacaahmet, Şahkulu, Erikli Baba gibi yüzyıllardır Alevilere ait olan dergahların bugün sahibi değiliz. Bunlara kira ödüyoruz. Dergahlarımızın bizlere iadesini istiyoruz. Danıştay’ın verdiği kararın emsal olacağına inanıyoruz.”

Anma töreninde müzenin Alevilere devri talep edilecek

16 Ağustos’ta başlayacak olan anma törenlerinde bu talebin çok sayıda Alevi derneğinin katılımı ile kamuoyuna bir kez daha deklere edileceğini söyleyen Fırat, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bizim amacımız müzeyi kapatmak değil.  Tarihi dokusuna koruyacak, müze kısmı kalacak şekilde dergahın Alevilere devri yapılması bir hakkın teslim edilmesi olacaktır.”

“Hacı Bektaş Müzesi’nin devri için de siyasi bir karar lazım”

Uzun yıllar boyunca Alevi derneklerinde yönetici olarak görev yapan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da Hacı Bektaş Dergahı başta olmak üzere Alevi dergahlarının iadesi talebinin Ayasofya ile başlamadığını bunun yıllardan beri Alevilerin süregelen haklı bir talebi olduğunu kaydetti.

Ayasofya kararının hukuki değil, siyasi bir karar olduğunu iddia eden Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İktidarın bundan bir siyasi çıkar gördüğünden siyasi bir karar verdi. Hacı Bektaş Dergahı başta olmak üzere diğer Alevi dergahlarının iadesi için de siyasi bir karar gerekiyor. Ancak mevcut iktidarın Alevilere ait dergahları Alevilere iade edeceğini sanmıyorum. Tam tersine Aleviler açısından kötüye gidiş vardır.”

“Cumhuriyet Devrimleri’ni tartışmaya açtırmayız”

Alevi dergahlarının iade edilmesi konusu geçmişte gündeme geldiğinde böyle bir uygulamanın yapılması için bazı çevreler Tekke ve Zaviye Kanunu’nu değiştirmek gerektiği iddiasında bulunmuştu.

“Alevilerin böyle bir talebi kanunu tartışmaya açar mı” sorusuna ise Kenanoğlu, Alevilerin kendileri üzerinden Tekke ve Zaviye Kanunu’nu dolayısıyla Cumhuriyet Devrimleri’ni tartışmaya açtırmayacaklarını, Tekke ve Zaviye Kanunu’nu değiştirmeden de bu sorunun halledebileceğini söyledi.

“Başörtüsü düzenlemesi gibi sorun çözülebilir”

Kenanoğlu’nun bu konuda başörtüsü düzenlemesini örnek göstererek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başörtüsü sorunu, Anayasa’ya dokunmadan fiili uygulamalarla ve yönetmelik değişiklikleri ile çözüldü.

Alevi dergahlarının devredilmesi de siyasi iktidarın kararına bağlı olan filli uygulamalarla ve yönetmelik değişiklikleriyle çözülebilecek bir sorundur. Zaten siyaset her zaman bir çözüm yolu bulabilmiştir.

Örneğin 1954 yapılan bir yasa ile Türk büyüklerinin mezarının olduğu yerlerin ibadet edilebileceğinin belirtilmesi ile birlikte birçok eski dergah ibadete açılmıştır. Alevilerin Hubyar Sultan Dergahı bunlardan biridir.

İrade olduktan sonra Tekke ve Zaviye Kanunu’ndan değişiklik yapılmadan da sorun çözülebilir.”

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar