Connect with us

Londra

İngiliz hükümeti’nden 60 milyonluk yeni sipariş

Birleşik Krallık’ta Johnson hükümeti ile Fransız ilaç şirketi Sanofi potansiyel yeni tip koronavirüs aşısından 60 milyon adet tedarik edilmesi için anlaşmaya vardı.

Published

on

By

Birleşik Krallık’ta Boris Johnson hükümeti ile Fransız ilaç şirketi Sanofi ve İngiliz ilaç şirketi GlaxoSmithKline arasında, iki şirket tarafından geliştirilen potansiyel yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısından 60 milyon adet tedarik edilmesi konusunda anlaşmaya varıldığı bildirdi.

Şirketlerden yapılan ortak açıklamada, halen test süreci devam eden aşı çalışmasının başarılı olması halinde Johnson hükümetine 60 milyon doz aşını tedarik edilmesi konusunda tarafların anlaştığı kaydedildi.

Onay süreci 2021’in ilk yarısında tamamlanacak

Açıklamada, Johnson hükümetinin ödeyeceği meblağ belirtilmezken, aşı çalışmasının başarılı olması halinde denetim kuruluşları tarafından onay sürecinin 2021 yılının ilk yarısında tamamlanabileceği ifade edildi.

Birleşik Krallık daha önce de Kovid-19 için geliştirilen ve henüz test aşamasında olan aşılar için Alman ilaç şirketi BioNTech ve Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile 30 milyon doz için, Fransız ilaç şirketi Valvena’yla ile de 60 milyon doz için anlaşmıştı.

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Londra

Sri Lanka ‘tehlikeli atıkları’ İngiltere’ye geri gönderdi

Sri Lanka, ‘tehlikeli atık’ buldukları 21 geri dönüşüm konteynerini İngiltere’ye geri yolladıklarını açıkladı.

Published

on

By

Sri Lanka, ‘tehlikeli atık’ buldukları 21 geri dönüşüm konteynerini İngiltere’ye geri yolladıklarını açıkladı.
Sri Lankalı yetkililer, 260 ton atığın tehlikeli atıklara ilişkin uluslararası kanunları ihlal ettiğini bildirdi.
Gümrük yetkilileri, kullanılmış yatak, halı ve kilimlerden oluşması beklenen konteynerlerde tıbbi atık da bulunduğunu açıkladı.

Yetkililer, 2017’de özel bir şirket tarafından ithal edilen 263 konteynerin büyük bölümünün depolarda saklandığını, küçük bir kısmının ise yeniden ihraç edildiğini bildirdi. 2018 yılında Sri Lankalı yetkililerin atıklara el koymasının ardından adli süreç başlatılmıştı.

Yetkililer 21 konteynerin Cumartesi günü Sri Lanka’dan ayrıldığını açıkladı. Gümrük Müdürlüğü Sözcüsü Sunil Jayaratne, İngiltere’den gelen konteynerlerin tehlikeli atıklarla ilgili uluslararası kuralları ve düzenlemeleri ihlal ettiğini söyledi. İngiltere Çevre Ajansı’ndan yasa dışı atık ihracatıyla mücadele etmekte kararlı olduğu açıklaması geldi. Bir sözcü, “Sri Lankalı yetkililerle iletişim halindeyiz ve resmi inceleme başlatabilmek için daha fazla bilgi talebinde bulunduk” dedi.

Asya ülkeleri son dönemde benzer uygulamalara başvuruyor. Malezya, yılın başında yasa dışı yollarla ülkeye ithal edildiği belirlenen 42 konteyner plastik atığı İngiltere’ye geri göndermişti.

Continue Reading

Londra

İngiltere’de okullarda ‘anti-kapitalizm’ yasağına tepki

İngiltere’de okullarda anti-kapitalizmden söz edilmesi yasaklandı. Eğitim Bakanlığı’nın anti-kapitalist görüşleri ifade özgürlüğü karşıtlığı ve ırkçılıkla eş değer tutan yönetmeliği tepki çekti.

Published

on

By

İngiltere Eğitim Bakanlığı, okullarda anti-kapitalist materyalin öğretilmesini yasakladı. Yeni yönetmelik uyarınca, okulların kapitalizme son verme hedefi güden kurumları derslerde kaynak göstermesi yasaklanıyor ve anti-kapitalizm ‘aşırı bir siyasi duruş’ olarak nitelenip ifade özgürlüğü karşıtlığı, antisemitizm ve yasadışı faaliyetlerin desteklenmesi ile eş tutuluyor.

‘AŞIRI SİYASİ DURUŞ’ TANIMI

Geçtiğimiz hafta öğretmenler ve okul yetkilileri için çıkarılan yönetmelikte, “Okullar hiçbir koşulda, meselelere karşı aşırı siyasi duruşlar sergileyen kurumların ürettiği kaynakları kullanmamalı. İçeriğin kendisi aşırı olmasa da bu yapılmamalı, zira bu içeriğin kullanımı söz konusu kurum desteklendiği imasını içerebilir” deniliyor.

Yönetmelikte, ‘aşırı siyasi duruş’ ise “Demokrasinin, kapitalizmin veya adilve özgür seçimlerin kaldırılması veya devrilmesi niyetini kamuoyu önünde açıkça beyan etmiş olmak”, ifade özgürlüğüne karşı çıkmak, ırkçı, antisemitik bir dil kullanmak, yasadışı faaliyetleri desteklemek olarak sıralanıyor.

İNGİLİZ TARİHİ ANLATILAMAYACAK MI?’

Boris Johnson’ın muhafazakâr hükümetinin bu yönetmeliği, İngiliz solunda tepkiyle karşılandı. İşçi Partili siyasetçi John McDonnell, yeni önlemlerin İngiltere tarihindeki kilit olaylardan söz edilmesini fiilen yasakladığını ve iktidar partisi içindeki artan otoriterleşmeyi simgelediğini söyledi. McDonnell, “Bu yönetmelik temelinde İngiliz tarihinin ve siyasetinin geniş bir bölümüne, hepsi de farklı zamanlarda kapitalizmin kaldırılması çağrısı yapmış olan İngiliz sosyalizmine, İşçi Partisi’ne ve sendikalara değinmek yasadışı olacak” dedi.

‘KÜLTÜR SAVAŞLARINDA ATILAN YENİ BİR ADIM’

İşçi Partili siyasetçi, “Bu, kültür savaşlarında atılan yeni bir adım ve aşırı Muhafazakâr otoriterliğe kayış hızlanıyor. Demokrasinin ifade özgürlüğü ve eğitimli bir halk gerektirdiğine inanan herkes endişe duymalı” diye konuştu.

VAROUFAKİS: TOTALİTERLİĞE KAYIŞ ÇOK KOLAY

Yunanistan’ın eski maliye bakanı olan ekonomist Yanis Varoufakis, “Yeni yönetmelik, bir ülkeyi kaybetmenin, totaliterliğe gizlice kaymanın ne kadar kolay olduğunu gösteriyor” dedi. Varoufakis, “Okulların, William Morris, Iris Murdoch ve hatta Thomas Paine gibi yazarlara atfedilen kaynakları müfredata almasını yasaklayan bir eğitim sistemi hayal edin. Aslında hayal etmenize gerek yok. Boris Johnson’ın hükümeti tam da bunu yaptı” diye konuştu.

TARIK ALİ: İNTERNET ÇAĞINDA YASAK APTALLIK

Britanyalı yazar ve insan hakları savunucusu Tarık Ali ise yeni yönetmeliği ‘ahlaki ve siyasi çöküş’ olarak niteledi. Karar için ‘aptalca’ diyen Tarık Ali, internet çağında bu tür adımların beyhude olduğunu söyledi. Ali, “İnsanlar istediklerini okuyacaktır… Bir şeyleri yasaklı listesine alsanız da, çok sayıda genç onlara internetten ulaşıp okuyabilir” dedi. Ali, “Genç ve yaşlılar 2008’den sonra veua şimdi virüs varken ve Batı dünyasında ufukta resesyonlar görünmüşken, anti-kapitalizt analizleri nasıl okumasın?” diye sordu.

Continue Reading

Londra

İngiltere’de ‘sahte hastalık davası’ yağmuru bekleniyor

İngiltere’de turizm sektörüne hizmet veren avukatlar, çok yakında seyahat şirketlerine Covid-19 ile ilgili davalar açılabileceği uyarısında bulundu.

Published

on

By

Turistlerin açtığı sahte hastalık davaları ile ünlü İngiltere, yıllarca istismar edilen ‘’tatilde hastalandım, tazminat isterim’’ davalarına karşı geçtiğimiz yıllarda harekete geçmiş ve sahte iddiada bulunanlara hapis cezalarına varan cezalar vermeye başlamıştı.

Turizm sektörü avukatları İngiltere’de pek yakında seyahat şirketlerine karşı çok sayıda Koronavirüs davası açılacağı uyarısında bulundu.  Avukatlar, seyahat şirketlerine, daha önce sıkça karşılaştıkları, ‘sahte hastalık’ davalarını hatırlattı.

Adında ‘Covid-19’ bulunan 800 tazminat şirketi kuruldu

İngiltere Seyahat Acenteleri Birliği’nin (ABTA) seminerine katılan Horwich Farrelly hukuk bürosunun avukatı David Scott, hukuk firmalarının bu davalara atlayacağını söyledi. Scott, ”Bu konuyla ilgili çok fazla şirketin kurulmuş olması alarm verici. İsminde ‘Covid-19’ bulunan 800’e yakın şirket var. Şu anda onları görmüyorsunuz belki ama geliyorlar.” dedi.

Direkt veya dolaylı davalar açılabilir

Seyahat sigorta şirketlerinin durumun farkına vardığını ve Covid-19 iddialarını ele almak için ekip kurduğunu kaydeden David Scott, covid-19 ile ilgili olarak seyahat şirketlerine direkt veya dolaylı davalar açılabileceğini söyledi.

Davalar hızla artacak ancak ispatlamaları gerekiyor

1 Chancery Lane’den Barrister Sarah Prager ise, ”Eğer bir tazminat şirketi olsaydınız, sahte hastalık iddialarından sonra nereye yönelirdiniz? Covid-19 davaları hızla artacak.” şeklinde konuştu.

İngiliz seyahat sektörünün tatilde sahte hastalık iddialarına sert bir yanıt vermeyi başardığını ancak bu noktaya ulaşmanın zaman aldığını kaydeden Avukat David Scatt, ”Ancak davacıların aşması zor bazı engeller var. Covid-19’a yakalandıklarını ispatlamaları zor. Öte taraftan, bakım destek yükümlülüğünün ihlal edildiğini kanıtlamaları gerecek. Bu nedenle seyahat şirketleri, süreçleri belgelemeli.” dedi.

‘’Bu davaların gelmesi kaçınılmaz’’

Covid-19’un başladığında yapılan risk değerlendirmelerinin artık geçersiz olduğunu söyleyen Scott, ”Ancak davacı bir şeyleri yanlış yaptığınızı kanıtlarsa bu durum büyük bir mücadeleye dönüşecek. Buna karşı savaşabiliriz. Bu tazminat davalarının gelmesi kaçınılmaz. Ancak davacıların enfekte olduğunu ve bunun sizin hatanız sonucu meydana geldiğini kanıtlaması gerekiyor. Bu tazminat davalarına itiraz etmenin pek çok yolu var.” ifadelerini kullandı.

‘’Davalı taraf avantajlı’’

2 Temple Gardens’dan Barrister Ben Phelps ise, Seyahat şirketlerinin bu tip davalara karşı sıkı durması gerektiğini ve bunu yapmaları için çok fazla neden olduğunu kaydetti. Phelps, ”Elde PCR testi olmadan, semptomlar üzerinden açılacak davalar, bu semptomların başka hangi durumlarda görüldüğü, elde PCR testi bulunan davalar ise testin ne zaman yapıldığı, enfeksiyonun ne zaman bulaştığı ile ilgili tartışmaları başlatacak. Koronavirüse yakalandığını ispat etmek davacının yükümlülüğü, Bu durumda davalı taraf avantajlı. İnanlar salgının farklı aşamalarında farklı semptomlar gösteriyor.’’ dedi.

‘’Seyahat şirketlerine uyarı’’

Hukukçular ayrıca, seyahat şirketlerine uyarıda bulunarak, açılacak davalarla ilgili ‘davacıyla anlaşma’ yoluna gitmemeleri konusunda da uyarıda bulundu. Avukatlar, ”Size karşı bir dava açılırsa, bir yanlışınızın olmadığından ve elinizde belgeler bulunduğundan emin olun.” uyarısında bulundu.

Continue Reading

En Çok Okunanlar