Connect with us

Londra

İngiltere’de polise tüküren ve öksüren kişiler hakkında 313 soruşturma açıldı.

İngiltere’de, polis ve diğer acil durum çalışanlarının yüzüne “Bende virüs var” diyerek tüküren ve öksüren kişiler hakkında en az 313 soruşturma açıldı. Zanlıların saldırı suçundan yargılanacağı ve iki yıl hapis cezası alabileceği açıklandı.

Published

on

By

İngiliz yargısı, corona virüsü salgını sırasında ülkedeki polis ve sağlık çalışanlarına karşı saldırılara ilişkin en az 313 soruşturma açıldığını açıkladı. Buna göre, ülkede sokağa çıkma kısıtlamalarının ilan edildiği 23 Mart’tan sonraki bir ay içinde, polise ve acil durum çalışanlarına 313 saldırı düzenlendi.

Açıklamaya göre, bu saldırıların çoğunluğunda, kendilerinde virüs olduğunu söyleyen kişiler polisin ya da sağlık çalışanlarının yüzüne tükürdü veya öksürdü. Ülke çapında çoğu market olup hâlâ açık kalan dükkanlarda da 63 benzer saldırıya soruşturma başlatıldı.

Savcılıktan yapılan açıklamada, bu tür saldırılar ‘utanç verici’ olarak nitelendi; zanlılara cezai yaptırım uygulanacağı belirtildi. Buna göre, virüslü olduklarını iddia edip acil durum çalışanlarına tüküren veya öksüren kişiler saldırı suçundan yargılanacak ve iki yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.

İngiltere’de yüzüne tükürülen bir demiryolu çalışanı hayatını kaybetmiş, geçtiğimiz pazar günü bu saldırıyla ilgili bir kişinin ifadesi alınmıştı.

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Londra

İngiltere’de pedofilin ‘insan hakları’ itirazına mahkemeden ret

İngiltere’de ‘pedofil avcıları’ tarafından tuzağa düşürülerek yakalanan bir pedofil, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ iddiasıyla temyize başvurmak istedi. Yüksek Mahkeme, ‘mahremiyeti hak etmeyen faaliyet’ ve çocuk haklarının gözetilmesi gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Published

on

By

İngiltere’de çocuklara cinsel istismar suçlarından hüküm giyen Mark Sutherland’in, ‘pedofil avcıları’ diye tanımlanan kişilerin kendisi hakkında toplayıp mahkemeye sunduğu delillerin ‘özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği’ iddiası mahkemede reddedildi. Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, Sutherland’in ‘delillerin hukuka aykırı olduğunu’ söyleyerek yaptığı temyiz başvurusunu geri çevirdi.

Mark Sutherland, İskoçya’da Groom Resisters adıyla örgütlenen bir pedofiliyle mücadele grubu tarafından tuzağa düşürülerek yakalanmış ve mahkum olmuştu. Grup, Sutherland’ı internet üzerinden 13 yaşında bir çocukla yazıştığına inandırmış ve Sutherland’ın pedofil olduğunu ortaya koyan bu yazışmaları delil olarak kullanarak suç duyurusunda bulunmuştu.

İngiltere hukukunda mahkeme kararı olmadan elde edilen özel yazışma ve konuşmalar, özel hayatın mahremiyeti hakkını ihlal sayılarak, mahkemelerde delil olarak kullanılamıyor. Fakat Yüksek Mahkeme, çocukların çıkarlarının bir pedofilin ceza yargılaması sırasında öne sürebileceği herhangi bir hak iddiasından daha öncelikli olduğuna hükmetti.

‘MAHREMİYETİ HAK ETMEYEN FAALİYET’

BBC Türkçe’nin aktardığına göre hükmü video bağlantısı ile açıklayan Yargıç Lord Sales, beş hakimden oluşan heyetin oy birliğiyle, sanığın özel hayatının mahremiyetinin ihlal edilmediğine karar verdiklerini söyledi. Lord Sales bunun iki sebebi olduğunu kaydetti: Birincisi, özel hayatın gizliliğinin ihlal ettiğini öne sürebilmek için “söz konusu faaliyetin saygınlığı haketmesi” gerekiyordu. İkinci olarak, çocukların da hakları vardı ve bunların da gözetilmesi gerekliydi. Yargıç Sales “Devletin çocukları yetişkinlerin cinsel suistimalinden koruma konusunda özel bir sorumluluğu olduğunu” ve bu suçları caydırıcı bir tutum izlemesi gerektiğini söyledi.

Bu nedenle savcıların sanığa karşı toplanmış delilleri, kurallarına uygun olmadan toplanmış bile olsa kullanmasının doğru olduğunu vurgulayan Yargıç Sales, insan hakları hukukunun özel hayatın mahremiyetini koruyan kurallarının bu davada sanık için geçerli olmadığına oy birliğiyle karar verildiğini ekledi.

NASIL YAKALANDI?

37 yaşındaki Mark Sutherland, İskoçya’da örgütlü “pedofil avcısı” Groom Resisters grubu tarafından yakalatıldı. Grindr cep telefonu uygulaması üzerinden 13 yaşında bir oğlan çocuğu kimliğiyle pedofil “avına” çıkan grup Sutherland’ın bu hesapla yazışmalarını delil olarak kullandı.

Sutherland yazışmalarda 13 yaşında bir çocuk olduğunu düşündüğü hesaba cinsel içerikli fotoğraflar yolladı ve çocukla buluşma ayarladı. Halbuki hesabı kullanan kişi 48 yaşındaki Paul Devine idi. Sutherland Glasgow’daki Partick otobüs durağına buluşmaya gittiğinde karşısında pedofiliyle mücadele grubundan iki kişiyi buldu. Bu kişiler Sutherland’ı yakalayıp polise teslim ettiler ve olayı sosyal medyada da canlı olarak yayınladıktan sonra ellerindeki delilleri savcılara verdiler.

Daha önce 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel içerikli fotoğraflar yollama suçundan hüküm giymiş olan Sutherland Ağustos 2018’de de bir çocukla irtibat kurmaya çalışma suçundan iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.

AVUKATLARI NEYİ SAVUNDU?

Sutherland’ın avukatları Yüksek Mahkeme’ye itirazlarında, sanığın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ile güvence altına alınan ‘özel hayatın gizliliği hakkı’nın ihlal edildiğini savundular. Avukat Gordon Jackson, polisin bu tür pedofil avcısı grupların varlığından haberdar olduğunu, bu grupların polis ve savcılarla birlikte hareket etmesi ve onların sessiz onayını almasının rahatsız edici bir durum olduğunu söyledi.

İskoçya Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre pedofili faaliyetleriyle ilgili davaların neredeyse yarısı bu tür grupların faaliyetleri sonucu açılabiliyor.

Emniyet Müdürlüğü tarafından bu yılın Şubat ayında yayımlanan bir raporda, bu tür pedofiliyle mücadele gruplarında yer alan kişilerin yasal bir statüleri olmadığını, bir hukuk eğitimleri de olmadığını söyleyerek, İskoçya polisinin bu alanda daha aktif bir çalışma yürüterek bu grupların rolünü azaltması ihtiyacına işaret etmişti.

Okumaya Devam Et

Londra

Britanya’da Türk restoranları ödül töreni başlıyor…

İngiltere, İskocya ve Galler’de son yıllarda büyük gelişme gösteren Türk restoranları arasında yeni bir yarışma başlıyor…

Published

on

By

Britanya genelinde sayıları 20 bini aştığı tahmin edilen Türk restoranları ve ‘takeaway’ler son yıllarda büyük ilgi görüyor. Ülke ekonomisine olan katkılarının artarak devam etmesi ile birlikte basın yayın ve siyasilerin dikkatini çeken Türk restoranları ve ‘takeawayleri’nin hak ettikleri ilgi ve desteği görmelerini sağlamak amacıyla Türk Restoranları ve Takeawayleri Ödülleri  ‘TURTA AWARDS’ adında bir yarışma düzenlenecek.

Sezgin Aydın

Optimum UK tarafından düzenlenecek olan ödü töreni hakkında açıklama yapan organizasyonun fikir babası Sezgin Aydın, ‘Britanya Türk Restoran ve Takeawayleri’nin ülkenin sosyal ve ekonomik hayatına olan katkılarını daha görünür hale gelmesi için böyle bir girişimde bulunduklarını dile getirdi.

Yarışmaya katılmak isteyen işletmelerin önümüzdeki ay  www.turta.co.uk web sitesi üzerinden kayıt yaptırabileceklerini açıklayan Sezgin Aydın, ödül töreninin Nisan 2021de Londra merkezde görkemli bir salonda gerçekleştirileceğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Londra

Ankara Anlaşmalılar COVID-19 salgınından nasıl etkilendi?

Göç çalışmalarının odağında her zaman “ileriye doğru göçler” vardır, bu yüzden geri dönüş göçü çok uzun süre bu çalışmaların unutulan sayfası olarak kalmıştır. COVID – 19 salgınıyla beraber geri dönüş göçü tekrar gündeme geldi, özellikle de bu süreçten en olumsuz etkilenen Ankara Anlaşmalılar için…

Published

on

By

Son bir buçuk yıldır, Regent’s University London’da Türkiyeli göçmenlerin geri dönüşlerine ilişkin bir alan araştırması yapıyorum. Bu çerçevede onlarca görüşme gerçekleştirdim. COVID- 19 salgınına kadar kendine has birçok nedene bağlı olarak yaşanan geri dönüşlerin yerini salgının ardından ekonomik zorluklar, işsizlik, belirsizlik, güvensizlik gibi kaygılarla yapılan geri dönüşler almış durumda.

Tahmin etmek güç değil, bundan en çok etkilenenler de son gelen göçmen grubunu oluşturdukları için Ankara Anlaşmalılar. Türkiye’nin içinde bulunduğu politik ve ekonomik türbülans nedeniyle özellikle son yıllarda yurtdışına göçler katlanarak artmış durumda. Bu göçlerin önemli güzergâhlarından biri de Birleşik Krallık. Son dört yılda bu vize türüne başvuranlar toplam Ankara Anlaşmalılar içinde nerdeyse yüzde elliyi oluşturuyor. Sadece geçen yıl yapılan başvuru sayısı 13 bin kişi civarında.

Henüz Birleşik Krallık’ta uyum sürecini yaşayan göçmenler birdenbire COVID -19 salgının yıkıcı etkilerine maruz kaldılar. Gelenlerin yarısından fazlasının self-employed olduğunu düşündüğümüzde çoğu kişi bu dönemde iş yapamadı. Vize türleri nedeniyle kira, çocuk gibi sosyal yardımlardan da yararlanamayan Ankara Anlaşmalılar bu dönemi birikimlerini harcayarak ya da borçlanarak geçirmek zorunda kaldılar.

Hükümetin açıkladığı örneğin maaş yardımı gibi yardımlardan çoğu limited şirket direktörü veya şirket sponsorluğunda gelen kişiler yararlanmış olsa da ülkeye ayak basalı birkaç ay olan ve henüz bu yardımlardan yararlanmaya elverişli olmayan birçok kişi büyük mağduriyetler yaşadı.

Geçenlerde, Kuzey Londra’da Göçmen İşçiler Kültür Derneği’nin (Gik-Der) düzenlediği online festivalin açılış resepsiyonuna katıldım. Orada tanıştığım Ankara Anlaşmalı aile ertesi gün Türkiye’ye döneceklerini söylüyor; büyük umutlarla, kız çocuklarıyla birlikte geldikleri Londra’da artık ekonomik olarak tükenme noktasına geldiklerini belirtiyorlardı. “Kızımız rahat etsin diye iki yatak odalı bir daire tuttuk. Oraya iki ay ödediğimiz kirayla Türkiye’de bir yıllık kiramızı ödeyebiliyoruz. Salgın nedeniyle de iş yapamıyoruz. Türkiyelilerin yanında çalışırsak saatlik 5 pound gibi komik ücretler teklif ediyorlar ve bu mecburiyetten bu ücretlere razı olmak zorunda kalıyoruz. Bu sefer de uzun süreli çalışmak zorunda kalıyoruz. Başka çaremiz olmadığı için dönme kararı aldık, çünkü artık burada geleceğimize dair bir umut ışığı göremiyoruz.”

Salgın döneminde işini ve umudunu kaybettiği için birçok kişi ve aile kendisine aynı soruları soruyor: “artık geri dönmenin vakti geldi mi?”, “geri mi dönsem yoksa biraz daha direnip ‘mutlu sona’ yani süresiz oturuma mı ulaşsam?” Bu soruya verilen yanıt kişisel, psikolojik, ailevi, kültürel, sosyal, ekonomik, siyasî birçok nedene veya bunlardan birkaçına bağlı olarak değişebilir. Ancak değişmeyen bir şey var ki, birkaç yıl önce Türkiye’den büyük umutlarla Birleşik Krallık’a göç edenler için salgın süreci hiç de iyi geçmedi.

Doç.Dr. Tuncay Bilecen

Ankara Anlaşmalıların COVID – 19 salgınından nasıl etkilendiğini araştırmak için yapılan akademik çalışmanın anketine aşağıdaki link’ten ulaşabilirsiniz. Kişisel bilgilerin istenmediği anketi doldurmak 3-4 dakika sürmektedir. Araştırmanın sonuçları yine Londra Gündem’de duyurulacaktır.

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdKjICzBYmifX46ucXOavHj39p7yEi8aEXzOTcWVostm2JfYw/viewform

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar