Connect with us

Haber

Londra’da yaşayan Müslüman kadınların kurduğu futbol takımının başarı hikayesi…

Londra’da yaşayan Müslüman kadınlar tarafından kurulan NUR Kadın Futbol Takımı, kısa sürede büyük bir başarı elde ederek henüz ilk yılında, mücadele ettiği ligde şampiyonluğa ulaştı.

Published

on

Londra’da yaşayan Müslüman kadınlar tarafından kurulan NUR Kadın Futbol Takımı, kısa sürede büyük bir başarı elde ederek henüz ilk yılında, mücadele ettiği ligde şampiyonluğa ulaştı.

Kulübü kadınların, müslüman kadınların maruz kaldıkları cinsiyetçi ve islamofobik yaklaşımlar karşısında özgürce ve rahat bir şekilde futbol oynamaları için kurduğunu söyleyen Iqra Ismail, kuruluş hikayesini FİFA’nın resmi internet sitesine anlattı.

Ben islamofobinin, ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin karşısındayım”

Iqra Ismail 

Iqra Ismail, etnik azınlıklar için kadın futbol kulübü olan NUR’u kurdu.

Geniş çapta yankı uyandıran NUR’un açılımı “Direnci Asla Hafife Alma (Never Underestimate Resilience)”dır.

Futbol oynamak yeterince basit görünür: Formanızı, şortunuzu ve kramponunuzu giyer, koşmaya başlarsınız.

Ancak her zaman bu kadar kolay mıdır? Siyahi bir Müslüman kadınsanız, bu o kadar kolay değil ve İqra Ismail bunu çok iyi biliyor. Somali asıllı İngiliz oyuncu “İslamofobi ırkçılık ve cinsiyetçilik konusunda bir nevi kısa çöpü ben çektim. Ben islamofobinin, ırkçılığın ve cinsiyetçiliğin karşısındayım” dedi.

Sözlerine “Müslüman bir kadın olarak verdiğim en büyük savaştı” diyerek devam eden Ismail, “Kadın futbolu gelişiyor ama dürüst olmak gerekirse daha çok toplumdaki beyaz kesim için, daha fazla ayrıcalığa sahip insanlar ve toplumlarının önde gelenleri için gelişiyor. Böylece temelde az biraz başarı kazanabiliyor. Müslüman bir kadın olarak sadece kendi topluluğumda değil ayrıca dünyanın geri kalanında da daha fazla kısıtlama, daha fazla stereotip var” dedi.

Iqra Ismail, şöyle devam etti:

“Zor bir durum çünkü formamın biraz farklı olması gerekiyor. Dini inancımdan dolayı şort veya şort tarzı şeyler giyemiyorum. Bu açıklamak zorunda olduğum bir şey çünkü futbol oynuyorum ama futbol oynayan diğer insanlara göre biraz daha farklıyım. Bu çok büyük bir fark değil ama bazen ufak bir yanlış anlama meydana geliyor ve diğerleriyle aynı olmadığımı hatırlıyorum.”

“Burası, kızların kendilerini rahat hissedebilecekleri bir yer

Sürekli kendini açıklamak zorunda kalması, yanlış anlaşılması veya ayrımcılığa uğraması Ismail’in aklına siyahi Müslüman kadınların kendilerini rahat hissedebileceği ve anlaşılabilecekleri bir yer oluşturma fikrini getirdi. “Gençken, birkaç kez bu düşüncemi hayata geçirmeyi denedim. Birkaç arkadaşımla bu durumu çok fazla tartışıyordum” dedi.

“O zamanlar aramızda şöyle konuşuyorduk: ‘Buraya kabul edilmiyoruz ama bir gün kabul edileceğimiz, bu kızların futbol oynayabileceği ve kendilerini rahat hissedebilecekleri bir yer olacak. Kariyerlerimizi inşa ettiğimizde ve çok fazla para biriktirdiğimizde, bunu ancak o zaman gerçekleştirebileceğiz’ dediğimi hatırlıyorum. Geçen sene bu şansa sahip oldum ve bir turnuva düzenledim. Bu turnuvaya katılan çok fazla kız oldu.

“Turnuvaya olan rağbet düşündüğümden çok daha yüksekti. Bu kızların çoğu saf yeteneğe sahip. Onların sadece yeteneklerini sergileyecekleri bir yere ihtiyaçları vardı. İşte bu yüzden siyahi kadınlar ve etnik azınlık (BAME) için bir futbol kulübü olan NUR’u (Direnci Asla Hafife Alma) kurduk”

Arkadaşları Amirah Jama ve Badra Osman’ın desteğiyle Ismail’in düşüncesi kısa süre içinde gerçek oldu. İlk antrenmandan sonra NUR’un sadece boş bir hayal olmadığı anlaşıldı. Toplumda ilgi uyandırmıştı.

İngiltere Futbol Federasyonu birinci seviye antrenörlük sertifikasına sahip olan Ismail, “21 Haziran’da ilk antrenmanımızı gerçekleştirdiğimizde, gerçekten futbola ne kadar çok ihtiyaç olduğu ortaya çıktı” dedi. “Kulüp büyümeye devam etti. 15 kızla başlamıştık, sayı daha sonra 18’e, 23’e, 40’a yükseldi. Kulübe katılım sayısı katlanarak arttı. Bu şekilde bir artış yaşanacağını asla düşünmezdim.”

“Kızların futbol oynayacakları bir ortama sahip olmalarını istiyorum”

Futbola olan aşkı büyük bir Chelsea taraftarı olan erkek kardeşi sayesinde çok küçük yaşta başladı. Ismail maçları erkek kardeşiyle birlikte izliyordu. Eğer biri ona futbol oynayamayacağını söylese, onların yanıldığını kanıtlamak için daha fazla hırslanıyordu.

Bu kadar bariz bir şekilde ihtiyaç duyulan bir kulübün daha önce kurulmamış olduğuna inanmak bana çılgınca geliyor” dedi. “Belki de böyle bir kulübe ne kadar çok ihtiyaç duyulduğunu bir tek ben bu kadar bariz bir şekilde anlıyordum çünkü bu işlerin içindeydim. Bunu gerçekleştiren kişi ben olduğum için mutluyum. Eğer bu kişi ben olmasaydım, bir başkasının bunu gerçekleştirmesini isterdim. Ben sadece kızların futbol oynamasını ve futbol oynayacakları bir ortama sahip olmalarını istiyorum.”

“Bizden nefret edenler yalnızlar ama biz bir takımız”

Sosyal medya çağında Ismail ve takım arkadaşları Instagram’da, Facebook’ta ve Twitter’da hâlâ düşmanca davranışlara maruz kalıyor. Bu tür taciz ne yazık ki dünya çapında çok sayıda oyuncunun hâlen uğraşmak zorunda olduğu bir durum.

20 yaşındaki oyuncu “Sosyal medya çok olumlu bir yer olabilir ama aynı zamanda oldukça zehirleyici bir yer” dedi. “Engelle butonunu kullanıyorum. Size karşı dürüst olacağım, engelle butonu güzel bir şey.”

Oyuncularımla konuştuğumu hatırlıyorum. Onlara “İnsanların kesin konuşacağı zamanlar olacaktır. Onların tek bir kişi olduğunu ama bizim beraber hareket ettiğimizi, bir takım olduğumuzu unutmamanız gerekiyor” dedim. “Birbirimizi temsil ediyoruz ve birbirimizi koruyoruz. Bunu unutmayın. Onlar sadece ekranın gerisinde kalan insanlar. Bizler için çok fazla değerleri yok ve söyleyebileceklerinin önemi yok.”

Hepimiz büyüyen ırkçılıktan payımıza düşeni aldık

Hepimiz büyüyen ırkçılıktan payımıza düşeni aldık. Ne söylenebileceğini biliyorduk: ‘Futbol oynayamazsın. Mutfakta olman lazım.’ İşte bu tip şeyler. Tüm yeteneklere sahip olduktan sonra, sadece gülüp geçiyorsunuz.”

Hâlen sosyoloji ve psikoloji bölümü öğrencisi olan Ismail için gelecek neslin de NUR’dan yararlanabilmesi özellikle önemli. Birçok kız, 15 ve 16 yaşlarında futbol oynamayı bırakıyor çünkü aileleri onların eğitimlerine odaklanmasını istiyor. Dört veya beş sene sonra tekrar futbol oynamaya başlıyorlar. Ancak Ismail bu arayı kapatmak istiyor.

“Bu ara U10, U13, U16, U6 ve hatta U8 gibi küçük yaş grupları için gerçekten önemli” dedi. “Futbol için direnç ve tutku fikrini genç yaşta aşılamanız gerekiyor. Bu fikri erkenden aşılamak ve şunu söylemek istiyorum: ‘Biliyor musunuz? Futbol tutkunuzsa, onunla birlikte ilerlemeye devam etmelisiniz.’

“Bu fikri oluşturabilmeleri, geliştirebilmeleri ve akıllarından çıkarmamaları için genç yaştan başlatmamız lazım. Eğer bu yapmak istedikleri şeyse, sorun yok. En azından bunda başarılı oldular. Yapmak istediklerini anlamaları için imkânları ve zamanları oldu. Bu kızların çoğunun imkânı olmadı.”

Haber

Birleşmiş Milletler: “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklarda artış bekliyoruz!”

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), önlemler alınmazsa hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklarda artış beklediklerini kaydetti.

Published

on

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıkların arttığı, vahşi hayatı ve çevreyi korumaya yönelik önlemler alınmazsa bu hastalıkların artmaya devam edeceği uyarısında bulundu.

UNEP ve Uluslararası Hayvancılık Araştırma Enstitüsü’nün (ILRI) ortak hazırladığı yeni raporunda, son yıllarda artan Ebola, SARS, Zika, HIV/AIDS, Batı Nil humması ve son olarak yeni tip koronavirüs (Covid-19) gibi hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklara dikkat çekildi.

‘EN AZ 2 MİLYON KİŞİ ZOONOTİK HASTALIKLAR NEDENİYLE HAYATINI KAYBETTİ’

İnsanlara bulaştığı bilinen bin 400 mikrobun yüzde 60’ının, yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların ise yüzde 75’inin hayvanlardan bulaştığı belirtilen raporda, şu an Covid-19 baskın olsa da her yıl gelişmekte olan ülkelerde en az 2 milyon kişinin zoonotik hastalıklar nedeniyle öldüğü ifade edildi.

UNEP Bilimsel Değerlendirmeler Başkanı Maarten Kappelle, ”İnsanlar, 1918,1919 yıllarındaki influenze salgınına (İspanyol gribi) bakıyor ve bu tür hastalıkların sadece yüzyılda bir meydana geldiğini düşünüyor ama bu kanı artık doğru değil. Doğal yaşam ile insan hayatı arasındaki dengeyi sağlayamazsak bu salgınlar giderek yaygınlaşacak” değerlendirmesinde bulundu.

‘KORONAVİRÜS TÜRLERİ EN AZ ALTI BÜYÜK SALGINA NEDEN OLDU’

UNEP Direktörü Inger Andersen ise son yüz yılda koronavirüs türlerinin en az altı büyük salgına neden olduğunu söyledi.

Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların ekonomik boyutuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Andersen, ”Covid-19 öncesi son 20 yılda zoonotik hastalıklar 100 milyar dolar ekonomik zarara neden oldu” dedi.

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ARTIŞ BEKLENİYOR

Et tüketiminin son 50 yılda yüzde 260 artığını ve vahşi yaşam alanlarının tarım arazileri ile altyapıyı genişletmek için kullanıldığını belirten Andersen, ”İnsanlara bulaşan hastalıkların yüzde 25’i barajlar, sulama ve fabrika çiftçiliğinden kaynaklanıyor. Seyahat, ulaşım ve gıda tedarik zincirleri sınırları ve mesafeleri ortadan kaldırdı. İklim değişikliği de patojenlerin yayılmasına katkıda bulundu” ifadesini kullandı.

Andersen, ”Bilim net, vahşi hayatı sömürmeye ve ekosistemlere zarar vermeye devam ettiğimiz sürece önümüzdeki yıllarda hayvanlardan insanlara bulaşan bu hastalıklarda artış bekleyebiliriz” diye konuştu.

Andersen, gelecekteki salgınların önlenmesi için hükümetlere toprağın ve arazilerin sürdürülebilirliğini, biyolojik çeşitliliği artırma ve bilimsel araştırmalara yatırım yapma çağrısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Haber

Covid-19’la ilişkili DNA’nın Neandertallerden geldiği ortaya çıktı

Yeni bilimsel araştırmaya göre coronavirüsün neden olduğu hastalıkla bağlantılı genler 60 bin yıl önce yaşayan Neandartallerden modern insanlara aktarıldı.

Published

on

Yeni bilimsel araştırmaya göre coronavirüsün neden olduğu hastalıkla bağlantılı genler 60 bin yıl önce yaşayan Neandartallerden modern insanlara aktarıldı.

İsveçli genetikçiler Svante Paabo ve Hugo Zeberg’in yürüttüğü çalışma, Almanya’daki Max Planck Enstitüsü, Japonya’daki Okinawa Bilim ve Teknoloji Enstitüsü ve İsveç’teki Karolinska Enstitüsü’nün katkılarıyla gerçekleştirildi.

New York Times’ın haberine göre araştırmacılar, Covid-19’la insan hücrelerinde bulunan Kromozom 3 segmenti arasında beklenenden daha güçlü bir bağlantı gördü. Bu segmentin iki kopyasını taşıyan insanlarda şiddetli hastalık geçirme riskinin üç kat fazla olduğu keşfedildi.

Çalışmada enfeksiyon sıklığının Güney Asyalılarda (yaklaşık yüzde 30) Avrupalılardan (yaklaşık yüzde 8) daha yüksek olduğu belirlendi. Bunun da hastalıkla ilişkili genom parçasının Güney Asya’da yaygın olmasından kaynaklandığı ifade edildi.

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Enfeksiyondan sorumlu olduğu belirlenen genom parçası, özellikle Bangladeş’de yaşayanlar arasında yaygın. Nüfusun yüzde 63’ünden fazlası, Kromozom 3 segmentinin en az bir kopyasını taşıyor.

Hindustan Times’ın haberine göre Kromozom 3’teki 6 geni içeren bu genom parçası, Doğu Asyalıların yüzde 4’ünde mevcut. Afrikalılarda ise hiç bulunmuyor.

Makalenin yazarlarından Dr. Zeberg, araştırma için Neandertal genomlarının yer aldığı online veritabanında Kromozom 3’ü inceledi. Bunun sonucunda şiddetli Kovid-19 riskini artıran gen çeşidinin, binlerce yıl önce Hırvatistan’da yaşayan bir Neanderthal’deki versiyonla aynı olduğu anlaşıldı.

Saygın bilim dergisi Nature’da yayımlanan bir başka çalışma, modern Asya ve Avrupa insanındaki genomların yüzde 2-3 oranında Neandertal DNA’sından oluştuğunu göstermişti. Bu durumun binlerce yıl önce iki türün çiftleşmesinden kaynaklandığı belirtilmişti.

Yeni çalışma ise henüz hakem onayından geçmedi. Bu nedenle incelenmeyi bekleyen makalelerin bulunduğu internet sitesi Biorxiv’de paylaşıldı. Burada yer alan çalışma özetinde  Neandertallerden gelen genlerin coronavirüs pandemisi açısından trajik sonuçlar doğurduğu ifade edildi.

Okumaya Devam Et

Haber

Britanya’da yasaklardan etkilenen sanatı kurtarmak için hükümet, 1.5 milyar sterlin ayırdığını açıkladı

Britanya’da Covid-19 salgınından etkilenen sektörlerden biri olan kültür sanat için 1.5 milyar sterlin kurtarma paketi ayrıldı.

Published

on

The Guardian’da yer alan habere göre, Britanya’da hükûmete kültür sanat sektörünün Covid-19 pandemisinin yükünden çıkamayacağına dair yapılan uyarıların ardından dün akşam sektörün kurtarılması için atılacak adımlar açıklandı. Kültür ve sanatın “bir ulusun ruhu” olduğunu söyleyen Britanya Başbakanı Boris Johnson kurtarma paketini açıklarken şu ifadeleri kullandı: Sanatın karşı karşıya olduğu büyük zorlukları anlıyorum ve biz gelecek jenerasyonlar için sanatı kurtarmalı ve korumalıyız.

Hükûmetin açıkladığı kurtarma paketinde; İngiltere’deki kültürel organizasyonlar için 1.15 milyar sterlin yatırım, ulusal kültür kurumları ve İngiliz Mirası için 100 milyon sterlin, miras koruma kurumları ve kültür organizasyonlarının yeniden inşası için 120 milyon sterlin ve İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki kurumlar için ekstra ödenek yer aldı.

Salgının sektör üzerindeki etkileri görülmeye başladığından bu yana hükûmete çağrıda bulunan oyun yazarı James Graham, ayrılan paranın sanat dünyasındaki pek çok insanın ‘hayali’ olduğunu söyledi.

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar