Connect with us

Sağlık

Virüs pamuklu kumaş ve eldivenlerde tutunamıyor

Mutasyon geçirmesi sonrası hücrelere nüfuz etme gücünün yaklaşık 10 kat arttığı tespit edilen korona virüsünün, pamuklu eldiven ve kumaşlarda plastiklere nazaran 170 kat daha az yaşayabildiği açıklandı.

Published

on

By

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletinde bulunan Scripps Araştırma Merkezi görevlileri yaptıkları son çalışmada, mutasyon sonrası Covid-19’un eskiye nazaran çok daha dayanıklı ve ölümcül olduğunu belirlerken, pamuklu eldiven ve kumaşlarla plastik yüzeylerin Covid-19 virüsüne karşı tepkisine dair ilginç bulgulara ulaştı.

Araştırma sonuçlarına göre korona virüsü sonrası sıklıkla kullanılan plastik eldiven ve maskeler aslında “virüsün yüzeylerde tutunma gücü ele alındığında” aslında hiç de etkili değil.

Ancak yüzde 100 pamuklu kumaştan yapılan eldiven, maske ve diğer koruyucu ekipmanlar plastiğe göre 170 kat daha çok işe yarıyor.

Euronews’te yayınlanan habere göre, Scripps Araştırma Merkezi’nin çalışmasında tam 8 farklı madde üzerinde Covid-19 virüsünün yaşayabilme süreleri test edildi. Bu maddeler arasında hemşire ve doktorların sıklıkla kullandığı plastik nitril eldivenler, kimyasal maddelere dayanıklı eldivenler, N-95 ve N-100 tarzı özel koyucu maskeler, plastik, pamuklu kumaş ve eldiven ile çelik yer alıyor.

YÜZDE 100 PAMUKLU KUMAŞLARDA 1 SAAT YAŞAYABİLİYOR

Buna göre korona virüsünün plastik vizör şapkalarda 21 gün, paslanmaz çelikte 14 gün, nitril plastik eldivenlerde 7 gün, kimyasala karşı dayanıklı eldivenlerde 4 gün yaşayabilirken, pamuklu kumaş ve eldivenlerde sdece 1 saat yaşayabiliyor.

Eğer 100’de yüz pamuklu bir kumaşın yüzeyine Covid-19 virüsü bulaşırsa, sadece bir saat içerisinde virüsün yüzde 99.9’u bu doğal ortamı terk ediyor. 24 saat içerisindeyse korona virüsünün tamamen doğal pamuklu kumaştan temizleniyor.

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Sigara nasıl bırakılır? İlaçsız sigara bırakma yöntemi!..

Sigarayı bırakmak için akupunktur ve hipnozun çok fazla etkili olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Dr. Suzan Üstün, “Sigara bırakmayı isteyen kişiler hipnoterapiden oldukça faydalanır ve sigara içme istekleri yok olur veya oldukça azalır” dedi.

Published

on

By

Sigaranın insan vücudunda birçok metabolik hasara yol açtığına vurgu yapan uzmanlar sigarayı bırakma sürecindeki yoksunluk belirtilerini azaltmada ve sigara içmeden de gayet mutlu olunabileceğini fark etmede akupunktur ve hipnozun çok fazla etkisinin bulunduğuna dikkat çekiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Suzan Üstün, tedavinin her biri tek başına uygulanabildiği gibi iki tedavinin bir arada da uygulanabileceğini belirtti.

İLAÇSIZ TEDAVİ

Akupunktur uygulamasının hiçbir yan etkisi olmadan binlerce yıldır güvenle yapıldığını belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Suzan Üstün, kulak ve vücuttan uygulanan iğneler vasıtası ile yapılan tedavide herhangi bir ilaç kullanılmadığını söyledi. Tedavinin 1-7 seansta tamamlanabildiğinin altını çizen Dr. Suzan Üstün, 20-30 dakika kadar süren seans sonrası kulağa takılan kalıcı iğnelerin bir sonraki seansa kadar kulakta kalması gerektiğine vurgu yaptı.

“BAŞARISIZ OLMUŞ KİŞİLERDE BİLE ETKİLİ”

Hipnozun konsantrasyonun maksimum olduğu bilinçli bir uyku hali olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Suzan Üstün, uygulama hakkında şu bilgileri paylaştı;

‘’Yani hipnozdaki kişi bildiğimiz anlamda uyumaz, uyanıktır. Çevresindeki tüm hadiselerin farkındadır. Kendi isteği dahilindeki telkinlere açıktır, isteği dışında yönlendirilemez. Sigara bırakmayı isteyen kişiler hipnoterapiden oldukça faydalanır ve sigara içme istekleri yok olur veya oldukça azalır. Yan etkisi yoktur, hipnozdan çıkamama gibi bir durum söz konusu değildir. Daha önce sigarayı bırakmayı denemiş ve başarısız olmuş olabilirsiniz veya ilk defa sigara bırakma girişiminiz olabilir. Sigarayı bırakmış fakat hala aklınızdan çıkaramamış olabilirsiniz. Tüm bu durumlarda akupunktur ve hipnozdan yardım alırsanız zor olanı kolaylaştırmış olursunuz’’

Okumaya Devam Et

Sağlık

Uzmanından aşırı terlemeye tedavi önerisi

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, terlemeye kesin çözüm olabilecek yöntemi anlattı…

Published

on

By

Vücut ısısının sabit tutulmasını sağlayan terleme, cildin nemli kalmasını da yardımcı oluyor. Uzmanlara görev stres, obezite, uygun olmayan kıyafet seçimi, fiziksel aktivite gibi etkenlerin varlığında terlemenin miktarı günde 10 litreye kadar çıkabiliyor.

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, tıpta hiperhidrozis olarak tanımlanan aşırı terleme durumunun, tüm gün boyunca ya da beklenmedik zamanlarda da gerçekleşebileceğini belirterek, “Hiperhidrozis, obezite, diyabet, hipoglisemi, hipertiroidi, kalp ve solunum yetmezliği gibi pek çok farklı rahatsızlıktan kaynaklanabileceği gibi altta yatan herhangi bir rahatsızlık olmaksızın da gerçekleşebilir. Nedensiz olarak gerçekleşen aşırı terleme vakaları, botoks tedavisiyle önlenebilir.” dedi.

Dr.Fındıkçıoğlu, aşırı terlemeyi şöyle tanımladı;

“Tıp dilinde hiperhidrozis olarak tanımlanan aşırı terleme durumu, kişinin öz güvenini etkileyebilen, sosyal yaşamdan uzaklaşmasına yol açabilen rahatsızlıklardan biridir”

Sağlıklı her insanda görülen terlemenin, sıvı, ısı ve tuz dengesinin sağlanmasına yarayan doğal bir vücut fonksiyonu olduğunu söyleyen Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, altta yatan herhangi bir neden olmaksızın oluşan aşırı terlemenin ise kişinin günlük ve sosyal hayatını etkileyebilen bir rahatsızlık olduğunu belirtti.

Günümüzde botoks uygulamalarıyla ameliyatsız bir şekilde tedavi edilebilen aşırı terlemenin, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, kişinin yaşam kalitesini düşüren primer hiperhidrozis vakalarında terlemenin sıklıkla koltuk altı, avuç içi, ayak ve baş bölgesinde olduğunu ve kısa süre içinde uygulanabilen botoks tedavisiyle etkili bir şekilde tedavi edilebileceğini açıkladı.

Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, Aşırı terlemenin neden kaynaklandığının araştırılmasının ardından tedavi şekli belirlenir.” dedi. Primer aşırı terleme vakalarında iki tip tedavi yöntemi bulunduğunu söyleyen Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, en hızlı ve etkili yöntemin botoks uygulaması olduğunu sözlerine ekledi. El, ayak ve koltuk altı terlemelerinin önlenmesinde son derece etkili olan botoks tedavisinden yaklaşık 20 dakika önce terlemenin olduğu bölgeye lokal anestezi yapıldığını belirten Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, anestezi işleminin çoğunlukla topikal kremlerle uygulandığını ve ardından çok ince uçlu iğnelerle terlemenin olduğu bölgeye botoksun enjekte edildiğini dile getirdi.

Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, “Yaklaşık 15 dakika kadar süren botoks enjeksiyonunu takip eden 4-5 gün içinde aşırı terleme azalmaya başlar. Aşırı terleme tedavisi için yapılan botoks uygulamalarının etkisi yaklaşık 4-6 ay sürer.” diye konuştu. Botoks ile aşırı terlemeyi engellemenin kişinin sağlığı üzerinde hiçbir olumsuzluğa yol açmadığını belirten Uzm. Dr. Fulya Fındıkçıoğlu, botoks uygulamasının kolay, hızlı, acısız ve uzun süreli etkili olduğunun altını çizdi. Fındıkçıoğlu, “Gebeler, emziren anneler ve bazı kas sinir hastaları haricinde hemen herkese uygulanabilen botoks uygulaması sayesinde kişi, aşırı terlemenin yol açtığı sosyal ve psikolojik problemlerden hızlı ve etkili bir şekilde kurtulabilir.” şeklinde konuştu.

Okumaya Devam Et

Sağlık

Maskenin kalitesi nasıl anlaşılır?

Prof. Dr. İftahar Köksal, koronavirüs salgını nedeniyle birçok ilde kullanımını zorunlu olan maskelerde kalitenin nasıl anlaşılacağını anlattı

Published

on

By

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftahar Köksal, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle birçok ilde kullanımını zorunlu olan maskeler hakkında bilgi verdi.

Köksal, maske kullanımıyla ilgili olarak Sözcü’den Eser Akgül’e değerlendirmelerde bulundu.

“Yaz aylarında kullanılan maskelerin farklı bir türü yoktur. Maskelerin standart özellikleri yaz veya kışa göre farklı değildir. Kumaş maskeler her ne kadar bir bariyer oluştursa da ne kadar koruduğu kesin olarak bilinmemektedir. Eğer kumaş maskeler kullanılacaksa gözeneklerine dikkat etmek ve sık dokunmuş olanları tercih etmek gerekir” diyen Köksal, maskenin kalitesini anlamak için yapılması gerekenleri de şöyle anlattı:

* Naylon kumaşlardan yapılan maskeler yazın çok terleteceğinden tercih edilmemelidir. Pamuklu veya ipek kumaştan yapılanlar tercih edilmelidir. Maskenin kalitesini belirlemek için şu basit yöntem uygulanabilir; takıldıktan sonra maskenin hemen önüne el yaklaştırılıp, nefes verildiğinde, avuçta nefesinizin sıcaklığını hissediyorsanız o maskenin koruyuculuğu iyi değildir. Kumaşın kalınlığına göre, çift veya üç kat kumaştan yapılabilir.

* Maskeler kirlendiğinde veya ıslandığında hemen değiştirilmelidir. Bunun dışında kullanıp süresine bağlı olarak mümkünse günde iki kez ya da bir kez değiştirmek yerinde olur. Yani kumaş maskeler en iyimser durumda günlük kullanılmalı ve mutlaka gün sonunda yıkanmalıdır.”

Köksal, “Terleme durumunda nelere dikkat edilmeli?” sorusuna da “Terleme durumunda maskeler ıslanacaktır. En kısa sürede değiştirilmesi gerekmektedir. Nemlenen maskeler deri bakterilerinin enfeksiyon yapmasına ve gözeneklerin tıkanmasına, deri aşınmasına yol açabilir” yanıtını verdi.

N95 MASKE GÜNLÜK KULLANIMA UYGUN DEĞİL

“Sıcak havalarda maske kullanımında hangi hatalar hangi sağlık sorunlarına yol açabilir? Hangi hataları asla yapmayalım?” sorusu üzerine de Köksal, şunları kaydetti:

* Maskelere dokunulması, terleyince çıkarılması ya da çene altına indirilmesi, burnun açıkta bırakılması sıkça yapılan hatalar ve el hijyenine de uyulmadığı için virüs bulaştırma riskini artıracaktır.

* Hastanelerde kullanılması gereken N95 ve benzeri maskeler günlük kullanım için uygun olmayan maskelerdir ve CO2 zehirlenmesine yol açabilirler. O nedenle dışarıda kesinlikle kullanılmamalıdır.

* Maske tek başına koruyucu değildir. Sosyal mesafe ve el hijyeni korunmanın önemli diğer parçalarıdır. Toplu taşım araçlarında risk yüksek olduğundan maske takılmak zorundadır. Eğer gidilecek yere yürüyerek gitmek mümkünse yürümeyi tercih etmelidir. Yürürken de sosyal mesafeye dikkat edilmelidir. Uygun koşullar olduğunda kısa süreli de olsa el hijyenine dikkat ederek maske çıkarılabilir.”

Okumaya Devam Et

En Çok Okunanlar