Connect with us

Yaşam

Yemekten sonra çay, kahve içenler dikkat! Uzmanlar uyardı

Uzmanlar, yemekten hemen sonra içilen çay ve kahvenin besinlerden alınan demirin emilimini bozduğu için saç dökülmesine yol açtığına dikkat çekti.

Published

on

By

Dermatoloji Uzmanı Dr. Seda Erdoğan, sağlıklı bir kişide saçların yüzde 85’inin büyüme evresindeyken yüzde 15’inin ise dinlenme evresinde olduğunu belirterek, dinlenme evresindeki saçların bir süre sonra doğal yolla dökülüp yerine tekrar büyüyen yeni sağlıklı saçlar geldiğini kaydetti.

Saç büyüme döngüsünün neticesinde günde ortalama 100 saç telinin dökülmesinin normal karşılandığını ifade eden Dr. Erdoğan, bu sayının üzerindeki dökülmelerinin ise sorun olarak kabul edildiğini söyledi.

ÇEVRESEL FAKTÖRLER ÖNEMLİ
Dr. Erdoğan, çevresel faktörler, vitamin ve mineral eksiklikleri, yetersiz beslenme, kullanılan bazı ilaçlar, genetik yatkınlık, saça uygulanan kozmetik ürünlerdeki zararlı kimyasal maddeler, saç bakımı yanlışları, tiroid bezi hastalıkları, ağır diyetler, yetersiz protein alımı, ergenlik, hamilelik ve menopoz olmak üzere hormonal değişimler gibi çok çeşitli nedenlerle saçların hızla dinlenme dönemine geçerek dökülen saç teli sayısının arttığını vurguladı.

Saçların çok sıkı bağlanması, saç kurutma makinesi, düzleştirici, saç maşası gibi sıcak şekillendirme aletlerininin aşırı kullanılmasının da saçlarda kuruma, kırılma ve dökülmeye neden olduğuna dikkat çeken Dr. Erdoğan, saçların çok sık saç boyanmaması gerektiğini vurguladı. Saç dökülmelerinin tüm bu nedenler dışında mevsimsel olarak dökülmesinin normal olduğunu söyleyen Dr. Erdoğan, yazın, güneş ve deniz suyunun saçlara zarar verebileceğini, klor içeriği yüksek havuz sularının da saçlara donuk bir görünüm kazandırabileceğini kaydetti.

YAŞAM TARZI ETKİLİYOR
Stresli ve yoğun bir yaşamın hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı olumsuz etkilediğini, stresli koşulların vücuttaki kortizol seviyelerini arttırarak saç dökülmesine yol açtığını ifade eden Dr. Erdoğan, ağır diyetler, D, B12 vitaminleri ile demir eksikliği ve yetersiz protein alımı da saç dökülmesine neden olabileceğini anlattı. Dr. Seda Erdoğan, günde 3 fincandan fazla çay tüketiminin saç dökülmesinde etkili olduğuna dikkat çekerken, özellikle yemekten hemen sonra içilen çay ile kahvenin, besinlerden alınan demirin emilimini bozarak saç dökülmesine neden olduğunu söyledi.

SAÇ DÖKÜLMESİNİ ÖNLEMENİN YOLLARI
Saç dökülmesinden şikayetçi olan kişilerin mutlaka bir dermatoloji hekimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Seda Erdoğan, şunları söyledi:

“Kapsamlı bir muayene sonrası mutlaka kan analizi yapılarak saç dökülmesini tetikleyen bir hastalık var mı diye araştırmak gerekmektedir. Saç dökülmesinde tedavi mutlaka kişiye özel olmalıdır. Demir, Biotin, B12 vitamini, folik asit, D vitamini, çinko ve tiroid hormonlari saçımız için en önemli olan maddelerdir. Seviyelerindeki düşüklükler saç dökülmesindeki en önemli organik nedenlerdir. Öncelikle vücudumuzda eksik olan maddelerin yerine konması gerekir. Altta yatan başka bir hastalık varsa mutlaka öncelikle bunun tedavisi sağlanmalıdır. Yoksa saçlar dökülmeye devam eder. Nedene yönelik vitamin tedavileri, hormonal ilaçlar ya da saça uygulanabilecek losyonlar başlıca kullandığımız tedavilerdir. İçeriğinde demir yanı sıra biotin, keratin, çinko gibi çok yönlü içeriğe sahip tabletler ilk tercih olmalıdır. Şampuan olarak biotinli şampuanlar kullanılabilir.”

MEZOTERAPİ VE KÖK HÜCRE BAŞARILI SONUÇLAR VERİYOR
Saçlı deri içerisine mezoterapi olarak adlandırılan çeşitli vitaminlerin ve kök hücrelerin uygulanmasının saç köklerini besleyerek saç dökülmesi tedavisinde oldukça iyi sonuç verdiğini belirten Dr. Erdoğan, “Trombositten zengin plazma (PRP) uygulaması saç dökülmesinde iyi sonuç veren başka bir tedavi şeklidir. Kök hücre mezoterapisi ve/veya PRP tedavileri iki hafta aralıklarla 6-8 seans şeklinde planlanır” dedi.

Saç lazeri uygulaması ile de saçları besleyen damarların aktive edilmesiyle saç dökülmesinin durdurulduğunu kaydeden Dr. Erdoğan, iğnesiz ve acısız bu yöntemin tek başına veya diğer tedavilerle kombine uygulandığını vurguladı.

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yaşam

Araçtaki yansımasıyla kavga eden keçi, arabaya 3 bin liralık zarar verdi

İstanbul Çekmeköy’de bir keçi park halindeki otomobile defalarca boynuzlarıyla vurarak zarar verdi. O anlar kameraya yansıdı.

Published

on

By

Birgün’de yer alan habere göre Çekmeköy’de Mücahit Arıcı’ya ait 12 keçiden biri olan ‘Fino’ otlamaktan döndüğü park halinde otomobilde yansımasını gördü. Fino adlı keçi, Cihangir Parlak’ın otomobiline defalarca boynuz darbesi vurdu. Keçiyi yoldan geçen bir kişi kovaladı. Otomobilde hasar oluşurken araç sahibi gördüğü manzara karşısında şok oldu.

“2-3 BİN LİRA MASRAFI VAR”

Aracında 3 bin lira civarında hasar olduğunu belirten Cihangir Parlak, “Keçiyle bir imtihanımız oldu. Aracı da daha yeni yıkattım zaten. Keçi gelmiş kendi yansımasını görüyor, kendisiyle kavga ediyor. Çamurluktan ön kapıya kadar hasar vermiş” dedi.

Olaydan komşusunun haber vermesi üzerine bilgisi olduğunu belirten Parlak, “İşte bugün de yaptıracağız. Komşumuzun keçisi, başı boş kalmış. Tamam biz de keçiyi, hayvanları seviyoruz o ayrı bir konu. Ama şimdi nereden baksan 2-3 bin lira masrafı var. Şimdi bu masrafı kim ödeyecek” dedi. Parlak, hasarın keçi sahibi tarafından karşılanmasını beklediğini ifade etti.

“ANNEM ONA ‘FİNO’ DİYE HİTAP EDİYOR”

Keçinin sahibi Mücahit Arıcı ise, “Parlak şeyler dikkatini çektiğinden araçtaki yansımayı başka bir keçi sanıyor ve zarar veriyor. Aslında uysal bir hayvan normalde. Daha önce aynaya vurmuştu ama otomobile vurmamıştı. Biz de şaşırdık açıkçası. Daha önce annem otlatmaya çıkarmış, aynada kendini görünce vurmaya başlamış. Aynanın sahibi de ‘Bırak abla vursun’ demiş. O da keyifle izlemiş bunu. Annem ona ‘Fino’ diye hitap ediyor” şeklinde konuştu.

O ANLAR KAMERADA

Öte yandan keçinin araca defalarca boynuz darbesi vurması kameraya yansıdı. Görüntülerde araçta hasar oluşturan keçi , yoldan bir kişinin kovalamasıyla uzaklaşıyor

Continue Reading

Yaşam

Hangi balık hangi ayda yenir? Eylül ayının en lezzetli balıkları hangileri?

Balık sezonunun açılmasıyla hem besleyici hem lezzetli bir besin olan balığa talep de arttı. Balık türlerinin mevsime göre lezzet farklılığı göstermesi vatandaşın kafasında, hangi balık hangi mevsimde yenir sorusunu oluşturdu. Peki hangi ayda hangi balığı tüketilmeli?

Published

on

By

Balığın hangi türünün hangi mevsimde yeneceği merak ediliyor. Yağlanınca lezzeti artan balığın farklı türlerinin farklı dönemlerde yağlandığı da bir gerçek. En lezzetli balık hangi ayda yenir? İşte balık hakkında merak edilen soruların cevapları…

HANGİ BALIK HANGİ MEVSİMDE YENİR?

  • EYLÜL : Sardalya ve kılıç lezzetlidir. Av sezonu başlar, palamut artmıştır ve lezzetlidir.
  • EKİM : Lüferin en lezzetli olduğu aylardan biridir, diğer balıklar açısından da bereketli bir aydır. Palamut, barnunya, tekir, sardalya, levrek bolca çıkar ve lezzetlidir.
  • KASIM : Hamsinin bolca bulunduğu ve lezzetli olduğu aydır. Uskumru ve torik de tercih edilen balıklardandır.
  • ARALIK : Bol miktarda tekir getiren bir aydır. Uskumlu, palmut ve lüfer iyice yağlanarak daha da lezzetlenmiştir.
  • OCAK : Yağlanmanın devam etmesiyle palamut, lüfer ve uskumru en lezzetli halindedir. Hamsi de en lezzetli halini bulmuş durumdadır.
  • ŞUBAT : Kalkan mevsiminin başlangıcıdır. Hamsi bu ayda biter. Midye sezonu başlar. Uskumru, lüfer ve palamutun lezzeti düşüşe geçer.
  • MART : Kalkan, levrek ve kefalin en lezzetli aylarından biridir. Lüfer, palamut ve uskumrunun lezzeti iyice düşer.
  • NİSAN : Kalkan sezonu nisanda da devam eder, mercan, kılıç, levrek ve kırlangıç balıkları boldur.
  • MAYIS : Barbunya, tekir, levrek ve iskorpit bu ayda bulunur.
  • HAZİRAN : Balık açısından bereketsiz bir aydır. Levrek, barbun, tekir gibi balıklar bulunur fakar azdır ve pahalıdır.
  • TEMMUZ : Sardalya mevsiminin başladığı aydır. İstavrit ve uskumru da tava için idealdir.
  • AĞUSTOS: Sardalya sezonunun en lezzetli dönemidir. Çingene palamutu ayın sonuna doğru çıkmaya başlar.

Continue Reading

Yaşam

2 yıl önce kaybettiği sörf tahtasını 8 bin kilometre uzakta buldu

Hawaii’de sörfçü ve fotoğrafçı olan Doug Falter, 2018 yılında dalgalarda kaybettiği sörf tahtasını, 8 bin kilometre uzakta Filipinler’de buldu.

Published

on

By

ABD’nin Hawaii eyaletinde yaşayan sörfçü ve fotoğrafçı Doug Falter, 2018 yılında Oahu adasındaki Waimea Koyu’nda sörf yaparken en sevdiği sörf tahtasını dalgalar arasında kaybetti. Falter’ın sörf tahtası, 8 bin kilometre Filipinler’de  ortaya çıktı. Filipinler’de Giovannne Branzuela adlı kişinin yerel bir balıkçıdan Falter’ın kaybolan sörf tahtasını, sörf yapmayı öğrenmek için satın aldığı öğrenildi.

“SÖRF TAHTAMIN O KİŞİDE OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE MUTLU OLDUM”

ABD medyasına konuşan Falter, “Kaybolan tahtam üzerinde en büyük dalgayı yakalamıştım. O yüzden o tahta bana çok şey ifade ediyordu. 8 bin kilometreden bahsediyoruz. Tahtamı kaybettiğimde üzülmüştüm. Ama şu anda orada sörf yapmayı öğrenmek için tahtamı satın alan bir kişide olduğunu öğrenince mutlu oldum” ifadelerini kullandı.

SÖRF TAHTASINI KAYBOLDUKTAN 6 AY SONRA SATIN ALMIŞ

Filipinler’de ilkokul öğretmeni olan Giovanne Branzuela, Falter’ın sörf tahtasını kaybolduktan 6 ay sonra tahtayı bulan yerel bir balıkçıdan 40 dolara (305 TL) satın aldı. Mavi olan sörf tahtasının, Pasifik Okyanusu’ndaki yolculuğu sonucu sarıya döndüğü belirtildi. Yerel medyaya konuşan Branzuela, “Sörf tahtasının Hawaii’den geldiği ortaya çıktı. İnanılmaz bir şey. Büyük dalgalarda sörf yapmak her zaman hayalim olmuştu. Falter’a, sörf tahtasına iyi bakacağımı söyledim” dedi.

Continue Reading

En Çok Okunanlar