Connect with us

Yazar

Bizler ağaç değiliz!

Published

on

By

Sevgili Londra Gündem okuyucuları… Bu günden itibaren haftalık seyahat ve sanat tarihi yazılarımla sizlerle birlikte olacağım. Çok mutlu ve heyecanlıyım umarım takip eder, yorumlarınız ve yapıcı eleştirilerinizle beni motive edersiniz.

Belki beni eski gazete yazılarımdan tanıyan vardır. Önce biraz kendimden bahsetmek istiyorum; 25 sene Londra’da yaşamış sonrasında kalbinin sesini dinleyerek modanın başkenti Milano’ya yerleşmiş bir Istanbulluyum. Londra’da gençliğim ve üniversite hayatım mutlu bir şekilde geçti, hemen her caddesinde yaşanmışlıklarım var ama geriye dönüp baktığımda keşke daha önce İtalya’ya yerleşseymişim diyorum.

Hani o insanın kendini ait olduğunu hissettiği yer var ya… Nasıl ev almaya gideriz; bin tane ev görürüz ama her zaman bir tanesi vardır, daha ilk adımımızı atar atmaz kendimizi o evde yaşıyor olarak görebiliriz… Yada eşimizi görür görmez işte bu deriz çocuklarımın babası/annesi olacak kişi… İşte öyle aynı bir his. İngiltere ve İtalya çok farklı olmasına rağmen geçmişimde yaşanmış bir Istanbulluluk olduğu için çok zor gelmiyor, hatta bunu bir avantaja çevirdim. Örnek vermek gerekirse evimin anahtarı değişecek mahallemin kilitçisine gittim “Yarın 1’de gelirim” dedi. Bütün gün bekledim. Ne gelen var ne giden… Üç günlük uğraştan sonra geldi “Bu Çin malı değiştiremem” dedi. Aldı çantasını gidiyor, ben hayal kırıklığı içerisinde arkasından bağırdım: “O zaman üst anahtarı değiştir bari!” Sonra döndü onu değiştirdi. Pratik zeka Kuzey Avrupa ülkelerinde çok yok. Çünkü düzenli işleyen bir yaşam olduğu için gerek görülmüyor kafa yormaya… İtalya öyle değil ama hemen hiç bir şey saatinde olmuyor yada hiç olmuyor.. Pazartesi günleri mahallemin pastanesi bütün gün kapalı… İlk başlarda çok şaşırıyordum ‘pastane nasıl bütün gün kapalı olur’ diye. Sonra yavaş yavaş ‘Siesta’ durumlarına alıştım. Öğlende markete gidiyorsun kapalı! Neyse adapte oldum hemen, yapacak bir şey olmayınca! Ben güneşli bir güne sabah kahve kokusuna uyanmayı, karşıki fırından aldığım sıcacık börekler elimde eve yürürken hiç tanımadığım insanların bana buongiorno diyerek selamlamasını, sokaktan gelen bir müzikle evde dans etmesini seviyorum. İtalya bendeki yaşama arzusunu ortaya çıkarıyor. Bizler ağaç değiliz ki olduğumuz yerde duralım..
Haftaya görüşmek üzere… Harika bir hafta diliyorum

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement
Advertisement

En Çok Okunanlar