Connect with us

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan doktorlara: Açık konuşuyorum; varsın gidiyorlarsa gitsinler, bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı istihdam ederiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda kadın muhtarlara sesleniyor

Published

on

Sergi Salonu’nda kadın muhtarlara sesleniyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda kadın muhtarlara sesleniyor. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Muhtarlarımızla 7 yılı aşkın bir süredir devam ettirdiğimiz buluşmalarımızı, bu defa sadece siz kadın muhtarlarımızla yapmak istedik. Bugün burada, ülkemizin hemen her şehrinden 900’e yakın kadın muhtarımızla birlikteyiz. Her muhtarlar buluşmamız ülkemizin en büyük, en kapsamlı demokrasi şölenlerinden biri olarak gerçekleşmiştir.

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Ülkemizdeki tüm hanımefendilerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum. Bizim için kadın Neşet Ertaş’ın Anadolu irfanıyla ‘Kadın insan, erkek insanoğlu dediği şekilde ifade ettiği gibi insanın yarısıdır. Kadın yoksa erkek, erkek yoksa kadın anlamsızdır. Rabbimiz, her şeyin eşli yaratıldığını söylüyor. Birbirini böylesine tamamlayan iki varlıktan birinin sırf cinsiyeti sebebiyle ötekileştirilmesini, ayrımcılığa uğramasını, şiddete maruz bırakılmasını kabullenemeyiz. Kadınlara hak ettiği değeri vermek bize emridir.

Hakikat buyken, maalesef yakın tarihimizde buna ters düşen uygulamalara şahit olduk. Bizim en büyük mücadele alanlarımızdan biri de kadınlarımızı haklarına kavuşturmak olmuştur. Yıllarca haksız yere eğitim hakkını kullanmaktan engellenen kadınlara eğitim hakkını biz verdik. Başörtülü bir şart bulunmamasına rağmen kadınların seçilme hakkının kullanılmasını biz sağladık. 2002 yılında yükseköğretimdeki okullaşma oranı yüzde 14,6’dan yüzde 43,4’e yükselirken, kız öğrencilerimiz arasında bu oran yüzde 48,5 ile rekor seviyeye çıkmıştır.

Her alanda ülkemizin beşeri sermayesinin zenginleşmesi önündeki engelleri biz kaldırdık. Başörtülü veya başı açık ayrımını biz sona erdirdik. Türkiye’yi yasakların ülkesi olmaktan çıkarıp, adaletin hakim olduğu yer haline biz dönüştürdük. Kadın hakları konusunda kadınlardan yana biz tarafız. Kadına karşı şiddet konusunda kadınlardan yana tarafız. Aile içi şiddeti re’sen takip edilen suçlar arasına aldık.

Dün MYK toplantım vardı. Tokat’taki Özlem kardeşimizin 23 yerden ahlaksız, adi eşi tarafından bıçaklandığını öğrendim. Ne yaptılar, ne ettiler diye Adalet Bakanlığı’nın sunumu vardı sordum, 3 aydan sonra serbest bırakmışlar. Tekrar bu adi herifi içeri almışlar. Tokat Milletvekilimiz Özlem Hanım bu işi takip edecek, ben de peşindeyim. Neden bu millet bize emanettir. Milletimizin bu emanetini ortada bırakmamız mümkün değil. 23 yerinden bıçaklıyor; ey hakim sen böyle birisini serbest bırakıyorsun? Hakim böyle bir tasarruf yapıyor, yargıya hakaret. Ben Cumhurbaşkanıysam sen de 23 yerinden bıçaklayan adamı serbest bırakıyorsan ben gerekeni sana söylerim. Bakanıma da söyledim, bunu yakın takibe alacaksın ve beni de bilgilendireceksin, adımı da atacağız. Hakim olabilir, savcı olabilir. Biz adaleti mülkün esası olarak gören medeniyetin mensuplarıyız. Adalet ortada kalmaz, yerde sürünmez.

ŞÖNİM, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamalarla kadınların yanında olduğumuzu gösterdik. Şimdi yeni adımlar atıyoruz; iyi hal indirimini daraltıyoruz. Failin indirim almaya yönelik tutum ve davranışları dikkate alınmayacak. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve eziyet suçlarının nitelikli hal kapsamına alarak cezaları artırıyoruz. Israrlı takip suçları, haberleşme ve iletişim araçlarını kullanarak temas kurmak suç sayılacaktır. Boşanan eşe karşı işlenmesi, mağdurun evini, okulunu değiştirmesi veya bırakmasına neden olması ısrarlı takip suçunun cezası yükselmektedir. Eşe veya boşanan eşe karşı işlenen kasten yaralama katalog suçlar arasına alınacaktır. Vekili bulunmayan kadınlara ücretsiz avukat görevlendirilmesi sağlanacaktır.

Dört bir yanımız krizlerle kaynarken, biz ülkemizi can ve mal güvenliğinden altyapı eksiklerin tamamlanmasına kadar her bakımdan bu genel fotoğraftan ayrı tutmayı başardık. Pek çok ülkede uygulamaya geçirilen siyasi istikrarsızlık, sosyal kaos farklı taktiklerle bizim üzerimizde de denenmiştir. bu saldırılar kimi zaman terör örgütleri, kimi zaman içimizdeki hainler kullanılarak yapılan darbe girişimleri kimi zaman ekonomik tetikçiler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu saldırıları boşa çıkardık.

Demokrasi ve kalkınma hamlemizi yürütürken, büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında asla taviz vermedik. Her alanda gelişmiş ülkelerle yarışacak, çoğu alanda onları geride bırakacak bir altyapısını kurduk. TSK’yı yeniden yapılandırarak sınırötesi misyonlarla ordumuzun tecrübesini artırdık. Yüzde 20 savunma sanayine sahipken bugün yüzde 80 savunma sanayi ürününü üretiyoruz.

Bugün Türkiye kuzeyinde güneyinde, doğusunda batısında yaşanan istikrarsızlıklara, gerilimlere rağmen hedefleri doğrultusunda ilerleyebiliyorsa gerisinde bu sağlam altyapı ve siyasi ve irade vardır. Hiç şüphesiz asıl gücümüz birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimizdir.

Son günlerde yağ meselesi çıkardılar. Ayçiçeği, zeytinyağı sorunumuz yok. Bunu muhalefet ülkemizi darda, zorda göstermek için böyle bir kampanya yürütüyor. Mahallenizdeki, köyünüzdeki marketlerde, bakkallarda gerçekten ayçiçeği yağı var mı, yok mu? Gerekirse sizler İçişleri Bakanlığımız adına bunların depolarını takip edip, bizlere ihbar edeceksiniz, biz gereğini yapacağız. Sizler Vali’nin, İçişleri Bakanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın elisiniz ayağısınız. Bu devleti provoke etmeye çalışanlara gereken dersi vermek boynumuzun borcudur. Bunlar stokçu, rakamları yükseltiyorlar.

Dün İçişleri Bakanımızla konuştuk; valilerimizi seferber edeceğiz nerede ahlaksız varsa, stokçu varsa hesabını verecek. Türkiye’yi dize getiremeyeceklerini görenlerin bu gücümüze saldırmaları tesadüf değil. Milletimizi karamsarlığa sürüklemek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz.

Hatalarımız olabilir. Bu devasa şehir hastanelerini yapanlar kim? Adeta ülkemizde hastanesi olmayan ilimiz, ilçemiz var mı? Bunları takip eden birisiyim. ‘Doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar.’ Bu hastaneleri inşa eden biziz. Bu doktorları okutan, yetiştiren bu devlet değil mi? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi, maliyeti yüksek olan da sağlıktır. Ama şimdi az para veriyormuşuz. En az alan 8-9 bin en yüksek alan 25 bin. Özel sektör daha çok para verdikleri için kaçıp gidiyorlarmış. Açık konuşuyorum; varsın gidiyorlarsa gitsinler, bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı istihdam ederiz. Gerekirse yurtdışından ülkemize dönmek isteyenleri davet eder, istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz. Asistan doktorlarımızla devam ederiz. Buralar boş kalmayacak.

Habertürk

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement
Advertisement

En Çok Okunanlar