Connect with us

Ekonomi

Gıda ‘altın’ olacak…

Anka Haber Ajansı Ekonomi Müdürü Bora Erdin, ‘Londra Gündem’ okurları için Covit-19 salgını sonrası yaşanacak ekonomik devrimi kaleme aldı…

Published

on

By

Covid-19 salgını ile birlikte uzun süredir ertelediğimiz pek çok iktisadi dönüşüm hızla hayatımıza girecek. Sanayi devrimi ve dijital devrimi kaçırdığımızı kabul edersek bu dönemi yakalayacağımızdan eminim. Telefonlar dönüşüp farklılaştı. Ses ileten bir cihaz olmanın ötesine geçti. Elektrikli süpürgeler bile akıllandı ancak Lidyalıların hayatımıza soktuğu para hala aynı. Kağıt ya da metal… İlk değişen bildiğimiz geleneksel ödeme yöntemi olacaktır. Ticarette emtia en kıymetli ödeme yöntemi olacak. Bu emtia ise “Blok Zinciri” (Blockchain) ile daha da farklı bir değer kazanacak, kazandı bile.

Bu noktada Türkiye büyük bir fırsat yakalayacak. Dijital dönüşümü sağlamlaştırmış, tarıma dayalı sanayisini kümelenme modeli ile sıfırdan oluşturmuş bir Türkiye haline gelebilirsek zenginliği hızlıca taban yayabiliriz.

Bu krizden en güçlü çıkan ülkenin parası yeni “Dolar” olacak ve global ticarette kullanılır hale gelecek. Evet… İddialı bir söylem. Yani Türk Lirası yeni uluslararası para haline gelebilir. Bu başka ülkeler için de geçerli elbette.

GIDA ALTIN OLACAK

Türk sanayicisi vadeli opsiyon borsalarında gıda emtialarına hızlı entegre olursa dünya gıda ticaretinin borsa merkezi olabiliriz. Merkezi İzmir’de bulunan Vadeli Opsiyon Borsası’nı (VOB) biliyorsunuz. İşlevselliği tartışmalı ve işlem hacmi oldukça düşük olan VOB kısa sürede büyük önem kazanacak. Bugün laf olsun diye baktığımız gıda emtiası kağıtları krizin hemen ardından ticaretin merkezine oturacak.

Özetle tarladaki buğday, kasadaki dolardan daha kıymetli olacak.

Ticarete ödeme kripto parayla, paranın değeri de gıda emtiası ile belirlenecek.

Bekleyip göreceğiz.

BU DÖNEMDE TAM DA OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP VAR

Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi iktisatçılardan biri olan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’nun Ulusların Düşüşü kitabı tam da bu dönemde ticaretle uğraşanların okuması gereken bir kitap olarak tavsiye edilebilir. Kitap zengin ülkelerin nasıl zengin olduğu ve bugün varlığını kanıksadığımız ticari müesseslerin nasıl hayatımıza girdiğini çok iyi kavramamıza yardımcı olur.  “Yeni yeniye” daha hızlı ayak uydurursak muazzam hızlı bir dönüşüm yapabiliriz. Hangi değişim biz ne sağlar kitaptan bir alıntı ile noktalamak en iyisi sanırım:

“Kapsayıcı ekonomik kurumlar refahın iki lokomotifine daha zemin hazırlarlar: Teknoloji ve eğitim. Sürdürülebilir ekonomik büyümeye neredeyse her zaman insan (emek), toprak ve sabit sermayenin (binalar, makineler vs.) daha verimli hale gelmesini sağlayan teknolojik yenilikler eşlik eder. Sadece 100 yıl kadar geriye gidelim ve bugün bizim kanıksadığımız uçaklardan, otomobillerden ya da çoğu ilaç ve sağlık hizmetinden yararlanma imkânı olmayan büyük-büyükbüyükbabalarımızı ve büyükannelerimizi düşünelim. Tabii sıhhi tesisattan, havalandırmadan, alışveriş merkezlerinden, radyodan, sinemadan söz etmiyoruz bile. Hele enformasyon teknolojisinden, robotbilimden ya da bilgisayar kontrollü makinelerden hiç bahsetmiyoruz. Bir iki kuşak daha geriye gidersek teknoloji ve yaşam standartları düzeyi daha da geriler; o kadar ki, çoğu insanın nasıl hayat mücadelesi verebildiğini bile anlamakta güçlük çekeriz. Bu ilerlemeler bilim ve Thomas Edison gibi kârlı bir iş kurmak için bilimi uygulamaya koyan girişimciler sayesinde kaydedildi.”*( *Kaynak: Daron Acemoğlu & James Robinson Ulusların Çöküşü Syf: 79-82)

 

Advertisement
Advertisement

En Çok Okunanlar