Connect with us

Türkiye

‘Hekimler göçü’ durdurulamıyor

Türkiye, dünya tıp tarihinin en büyük beyin göçünü yaşıyor. Uzmanlar, “Bugüne kadar dünyada böyle büyük bir hekim göçü yaşanmadı” derken, TTB çarpıcı bir tablo yayımladı.

Published

on

Tabloya göre son 10 yılda hekim ihracı 24 kat arttı. Gidişin nedeni ise ekonomik şartlar ve şiddet. Bilim ve sanat, gelişime uygun iklimlere doğru büyük bir yolculuk içinde. New York Times’ta yer alan makaleye göre, Türkiye özellikle son 10 yıldaki hekim göçüyle bu tablonun en dikkat çeken ülkesi…

Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, hekim ihracında riskli bir dönemden geçildiğinin altını çiziyor. “Özellikle genç hekimler bize gelerek ‘İyi hal belgesi’ istiyorlar. Amaçları yurtdışına gitmek” diyen Fincancı, TTB’nin hekim göçüyle ilgili verilerinin dehşete düşürdüğünü söyledi. Sorularımız yanıtlayan Fincancı, meselenin arkasında çalışma şartları, ekonomik nedenler ve şiddet olduğunun altını çizdi. 8 Şubat’ta hekimler haklarını aramak için bir günlük grev yaptı. “Görevdeyiz” sloganıyla dikkat çeken hekimler, şartlarda bir düzelme olmazsa 17- 18 Şubat tarihlerinde grevi tekrarlayacaklar.

Konuyla ilgili DÜNYA’ya değerlendirmelerde bulunan Sağlık Danışmanı Prof. Melih Bulut, Türkiye’nin yaşadığı yoğunlukta bir hekim göçünün dünya tarihinde ilk olduğunu söyledi. “Hekimler elbette başka ülkelere giderler ama tüm dünya şu anda bizdeki hareketi konuşuyor. Çünkü bu büyüklükte bir kaçış hiç görülmedi” diyen Bulut, yaşanılan hareketliliği “Sağlık çalışanlarının kitlesel göçü” olarak nitelendirdi. Bulut, sektördeki durumu şöyle anlattı: “Dünyada sağlık profesyonelliği anlamında tanımlanmış 40 meslek var. Türkiye, bunların tamamında dünya ortalamasının üzerinde yetenekler yetiştiriyor. Üniversitelerimiz bu konuda iyi. Bu nedenledir ki dünyanın her yerinden, her branşta hasta Türkiye’ye geliyor. Ayrıca yabancı öğrenci akını da var. Burada eğitim görüyor ama burada hizmet vermiyorlar. Öte yandan Batı dünyasında iyi yetişmiş sağlık profesyoneli açığı var. El üstünde tutuyorlar.”

Pandemide, gelişmiş ülkelerin dışarıdan sağlık profesyonellerini kabul etme şartlarını esnettiklerini yine DÜNYA gazetesinde yazmıştık. Bu trend devam ederken, Türk hekimlere de büyük bir fırsat oluşturdu. Özellikle Almanya’nın, altı aylık bir Almanca dil kursunun ardından kolaylıkla çalışma lisansı verdiğini belirten Prof. Dr. Melih Bulut, şöyle devam etti: “Bu gençler zaten Türkiye’nin en zeki, en parlak beyinleri. Hepsi İngilizce biliyor. Kolaylıkla Almancayı da çözüyorlar. Amerika ve İngiltere bir zorlu bir sınavdan sonra lisans veriyor ama bu gençler onu da geçiyorlar. Ve İngiltere lisanslı hekimini el üstünde tutuyor. Çünkü Türk hekimlerinin kapasitelerinin çok yüksek olduğunu artık hepsi biliyor.” TTB’ye Fas gibi ülkelerin büyükelçiliklerinden de “Hekim kabul kuralları” yazıları geldiğini belirten Prof. Dr. Fincancı, acil önlem alınmasını istiyor.

Tıp fakültelerinde öğrenci yetiştiren profesörler de tartışmaya katılıyor. Özel bir hastanede eğitim veren bir akademisyen, Türkiye’de hekimlerin kaybına topyekûn yanlış yaklaşıldığını ifade edeken şunları söylüyor: “Çok iyi bildiğimiz kurumlar dahi yeterli aksiyon göstermiyor. Sadece devlet değil özelden de kaçıyor insanlar. Bunun için proaktif politikalar belirlemek gerekiyor. Popülist davranışlardan devletin uzaklaşması lazım. Bilim insanı olma potansiyeli olan hekimleri ayrıştırıp el üstünde tutmalıyız. YÖK’ten tutun da Sağlık Bakanlığına özel hastane patronlarından sanayiciye kadar herkesin bu işe el atması gerekiyor. Bu, hekime şiddetle sınırlı konu değil. Şiddet işin sosyolojik parçası. Bilimsel ekosisteme bütünsel bakmak gerekiyor.”

Prof. Dr. Melih Bulut, hekim göçünün üç ana nedeni olduğunu söyledi. Bunların başına ise ‘İyi hekimlik yapmak için koşulların yeterli olmaması, özellikle halk sağlığında şartların uygunsuzluğunu’ koyuyor Bulut. İkinci olarak ise özlük haklarındaki eksiklikleri göstererek, “Getirilen performans sistemi çalışma barışını bozdu” diyor. Son dönemde artan sağlıkta şiddet de Prof. Dr. Bulut’un göçün nedenleri listesine koyduğu bir başlık. “Vatandaş sağlıkçısına sahip çıkmadı. Aslında sinirlendikleri sağlık sisteminin tamamı ama kişiselmiş gibi gösteriliyor. Sağlık Bakanlığı konuyu üzerine alınmıyor. Güvenliği sağlamıyor. Hekimine sahip çıkmıyor” diyen Bulut, sağlıkta şiddet vakalarının basına yansıyandan daha fazla olduğunun altını çiziyor.

dünya gazetesi

Advertisement
Advertisement

En Çok Okunanlar