Connect with us

Dünya

Koronavirüs yüzünden dünyada 5,2 milyon çocuk yetim kaldı

Koronavirüse bağlı her dört yetişkin ölümünde bir çocuk annesiz ya da babasız kaldı. Bu sayı 5,2 milyona tırmanırken, Kovid nedeniyle öksüz kalmış çocuklar için “Kovid Yetimi” deyimi ortaya çıktı.

Published

on

Habertürk’ten Demet Demirkır’ın haberine göre araştırmalar, dünya çapında 5,2 milyon çocuğun Covid nedeniyle bir ebeveynini kaybettiğini gözler önüne seriyor. İki yılı aşkın bir süredir hayatımızda olan koronavirüs yüzünden anne-babasını kaybeden çocuklar daha fazla yoksulluk ve ruh sağlığı sorunları ile karşı karşıya.

‘KOVID YETİMİ’ DEYİMİ OLUŞTU

University of California Los Angeles Universitesi (UCLA) Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Yonca Bulut, pandeminin çocuklar üzerinde pek çok ciddi dolaylı etkisi olduğunu vurgulayarak, “Kovid, özellikle ABD’deki sosyal yaraları daha fazla gözler önüne serdi. Zaten doğru dürüst var olmayan sosyal sistem çöktü. 200 binden fazla çocuk en az bir ebeveynini kaybetti. Her dört yetişkin ölümünde bir çocuk annesiz ya da babasız kaldı. Maalesef Kovid nedeniyle öksüz kalmış çocuklar için kullanılan “Kovid Yetimi” deyimi oluştu. Dünyada Kovid yetim sayısı 5,2 milyona ulaştı. Pek çok ülke test yapmadığı için bu rakamın çok daha fazla olduğu düşünülüyor” dedi.

BİR KUŞAĞIN HAYATI ALT ÜST OLDU

Prof. Dr. Bulut, “Bir kuşağın hayatı alt üst oldu. Okullar kapandı, ailelerini kaybettiler. Sosyal ve psikolojik baskı altında iki yıldan fazla yaşayan bu cocuklarda pandeminin dolaylı olumsuz etkileri oldu. ‘Paralel Pandemi’ dediğimiz bir durum ortaya çıktı. Çocuk ruh sağlığı sorunları, sosyal sorunlar çok hızlı bir şekilde arttı. Özellikle sosyo-ekonomik düzeyi iyi olmayan çocuklar pek çok açıdan mağdur oldu ve eşitsizlik uçurumu daha da derinleşti” ifadelerini kullandı.

ÇOCUK DİYABET VAKALARI GEÇ TESPİT EDİLDİ

Pandeminin en önemli etkilerinden birinin de çocukluk çağı aşılarındaki gerileme olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bulut, “Dünya Sağlık Örgütüne göre, pandemide, 2020 yılında 23 milyon çocuk normal rutin aşısını olamadı. Bu nedenle aşıyla önlenebilecek tetanoz, difteri, çocuk felci, kızamık gibi hastalıklardan korunmada geri kalındı. Normal rutin büyüme çağı kontrolleri yapılamadı. Sağlıklı çocukların normal kontrolleri dışında hasta olan çocukların kontrol ve takipleri gecikti. Fiziksel aktivitenin azalması ve obezitenin artması çocukların sağlığını olumsuz etkiledi. Örneğin, bazı çocuk diyabet vakaları geç tespit edilebildi, bu nedenle diyabetik ketoasidoz şeklinde yoğun bakıma yatırdığımız hastalarımız oldu” diye konuştu.

ÇOCUKLAR PSİKOLOJİK, FİZİKSEL VE EKONOMİK ZORLUKLAR ALTINDA EZİLDİ

Uzun süren karantinalar ve okul ortamından uzak olmanın çocukların ruhsal ve fiziksel sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fiziksel aktivitenin azalması, sosyal izolasyon, hareketsizlik, aile içi stres, ekonomik zorluklar, ölüm korkusu; çocuklarda anksiyete, uykusuzluk ve depresyonu artırdı. Uyku süreleri azaldı, bilgisayar kullanımı, sosyal medya bağımlılığı ve ekran önünde geçirilen süre arttı. Çocukların göz sağlığı dahi etkilendi, miyop hızla ilerledi. JAMA Ophthalmology’de yayınlanan ve 123 bin çocuğu içeren bir çalışmada, özellikle 6-8 yaş grubu çocukların göz sağlığının daha çok etkilendiği ve miyopun arttığı gösterildi.”

KAPANMAYLA BİRLİKTE ‘GÜVENLİK ÇEMBERİ’ OLAN ÖĞRETMENLER VE OKUL DEVRE DIŞI KALDI

Aile içi şiddette de artış olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bulut, “Raporlarda önce azalma varmış gibi göründü fakat bunun bildirim azlığı nedeniyle olduğu ortaya çıktı. ABD’de çocuğa karşı uygulanan şiddet, genellikle ögretmenler tarafından bildiriliyordu. Öğretmenler ve okul, çocuklar için adeta bir güvenlik çemberiydi ama karantinalar nedeniyle devre dışı kaldılar. Okul, sadece şiddet konusunda değil aynı zamanda çocuğun beslenmesi konusunda da önemliydi. Devlet okuluna giden pek çok çocuk okulda yemek desteği alıyordu. Tek öğün yemek yiyebilen bu çocukların beslenmesi de aksadı. Hareketsizlik ve sağlıksız beslenme kaynaklı obezite artarken bir yandan da açlık arttı. Zaten pandemi esnasında işlerini hızla kaybeden, sürekli risk altında çalışan bu anne babaların çocukları hem psikolojik hem de fiziksel ve ekonomik zorluklar altında ezildi.”

RUH SAĞLIĞINDAKİ SORUNLAR ZAMANLA ORTAYA ÇIKACAK

2020 yılında ruh sağlığı problemiyle hastaneye başvuran çocuk sayısının 2019 yılına göre yüzde 30 arttığını vurgulayan Prof. Dr. Bulut, “Çocuklarda anksiyete, depresyon, intihara teşebbüs ya da intihar düşüncesiyle acile başvurularda artış oldu. Bu artış özellikle kız çocuklarında daha fazla görüldü. 12-17 yaş arası kız çocuklarında intihara teşebbüs ile acile gelenlerin sayısı yüzde 50 arttı. ‘Sessiz pandemi’ dediğimiz bu paralel pandemideki genç çocukların ruh sağlığındaki sorunlar zamanla ortaya çıkacak. Okulların kapanması, hayatlarında en çok arkadaşa ihtiyaç duydukları bu dönemde yalnız kalmaları, çocukların ruh sağlığını çok olumsuz yönde etkiledi” şeklinde konuştu.

Advertisement
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Advertisement
Advertisement

En Çok Okunanlar