Connect with us

Yazar

Ver elini Finlandiya…

Published

on

By

Madem Finlandiya en mutlu insanların yaşadığı ülke seçilmiş bizde bir hafta sonu merak edip atladık Ryanair’e ver elini Helsinki.

Soruyorum size bizimde biraz mutlu olmak hakkımız değil mi? Arkadaşım İlkgül oteli ayarlamıştı, iyi bir seçim yapmış sağolsun… Mis gibi açık büfe… Kahvaltıda yok yok ama biz bir gece öncesinden votkanın dibine vurduğumuzdan kahvaltı bile edemedik o ayrı! Neyse konuyu dağıtmadan hemen başlıyorum…

Biz havada sallana sallana, türbülans bir kötü bir kötü Allah’tan yolculuk kısa indik Helsinki’ye. Birde ne görelim yani göremeyelim şehirde insan yok!

Ki Finlandiya’nın en kalabalık şehriymiş! Alışmışız Londra’nın, İstanbul’un kalabalığına bir garip geldi. Hava da soğuk ama beklediğimden daha yumuşak o konuda çok şanslıydık. Mart ayından bahsediyorum tabii. Sanki sabah 6 uçağıyla gelenler biz değiliz hiç yorgunluk yok. Bir heyecan valizleri bıraktık otelimize, başladık şehri keşfe.

Ne güzel beyaz bir şehir… Gerçekten insanın içi açılıyor. Senato Meydanı’nda Nordik bir mimari Helsinki Katedrali, meydanın öteki kısmında Helsinki Üniversitesi falan ama benim en beğendiğim Uspenski Katedrali oldu.

Kendimi bir an Rusya’da hissettim. He birde Temppeliaukio Kilisesi gerçekten çok ilginçti adını telaffuz edemiyorsanız sorun değil Rock Church diyebilirsiniz anlıyorlar. İsmi gibi kendi de çok değişik bir kilise oyulmuş kayaların içinde mutlaka görülmesi gerekir.

Biz öyle mutlu mutlu şehri gezerken meşhur The Market Square’de madem balık şehrine geldik bir çorba içelim dedik. Tente içinde tahta sandalyeli bir lokanta. Masada bol ekmek. Normalde hiç ekmek tüketmeyen ben, balık çorbasının 22 Euro olduğunu öğrenince ekmeklere saldırdım ama çorba gerçekten güzeldi hakkını vermek gerekir.

Biz Türkçe konuşunca yan masadan biri bizimle sohbet etmek istedi haklı tabii şehirde bırak Türk, konuşacak insan yok. Şu anda arkadaşım olan Eyüp ile bu vesile ile tanıştık sizde bir gün pandemi biter ve Helsinki’ye giderseniz mutlaka kendisi ile tanışın size de rehberlik yapar mı bilmiyorum ama bizi Lenin’in Helsinki’de yaşarken oturduğu evi gösterdi.

Hatta lokal barında her zaman oturduğu sandalye ye oturup şerefine kadeh kaldırdık. (Juttutupa Bar Restorant 1884’lere dayanan bir tarihi var.)

Bey çayına tarihi Ekberg Kafe’ye uğrayıp muhteşem Fin kahvesinin yanında bir parça Napolyon keki şiddetle tavsiye edilir. Ayrıca sevgili Eyüp bizi geçmişi 1867’lere dayanan meşhur ve tarihi Kapelli cafe bar ve restoranına da götürdü.

Gece hayatını sorarsanız, sakin bir şehrin hızlı bir gece hayatı var. Gittiğimiz barda Koreli turistlerle pole dansı yapma girişiminde bile bulundum.

Helsinki sakin, refah, emin, sanat sever, tarihi bol olan güzel bir şehir hafta sonu tatili harikaydı ana devamlı yaşasam mutlu olur muydum? Hayır!!! Helsinki’ye gitmişken etrafındaki adaları, Tallinn, Stockholm ve St Petersburg’u da aradan çıkarabilirsiniz…

Sağlık ve Sevgiyle kalın..

Advertisement
Yorum Yapmak İçin Tıklayınız

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisement
Advertisement

En Çok Okunanlar